Kos Adası (İstanköy)

On iki Adalar’ın üçüncü büyük adası olup, bir diğer adı da İstanköy’dür. Batı Anadolu sahili yakınında, Gökova Körfezi’nin (İstanköy körfezi) girişindedir. 295 km²’lik yüzölçümlü, dar ve uzun bir adadır. Bodrum’a yaklaşık 17 km. mesafededir. Bodrum’un batısındaki Akyarlar köyü hizalarında ise bu mesafe 5 kilometreye kadar düşer. En yüksek noktası Dhikios (rakım 846 m.) adayı iki parçaya böler. Kalimnos ve Misiros adalarının arasındadır. Kos, On iki adaların kuzey bölümünde olduğundan, komşu adalara kolay geçiş sağlanması nedeniyle de avantajlı durumdadır. Turizm alanında Roma, Bizans, Venedik ve Osmanlı dönemi eserlerine sahip olup, son derece gösterişli oteller, restoranlar, plaj ve gece eğlence mekanlarıyla ünlüdür.

Kos Tarihi :
Adaya ilk yerleşenler Dorlar’dır. M.Ö. V. yüzyılda Delos birliğine katılmıştır. Bu yüzyılda eski Yunan’daki ilk tıp okulu burada açılmış, Kos Adası, Hipokrat’ın yaşadığı yer olarak ünlenmiştir. Büyük İskender’in hâkimiyeti altına giren ada daha sonra Roma İmparatorluğu’na bağlanmış, Bizans idaresi döneminde ise bir piskoposluk merkezi olmuştur. XI. yüzyılda Arap akınlarına hedef olmuş ardından Latin hâkimiyetine girmiş, 1258’de yeniden Bizans’ın eline geçmiştir. Saint Jean Şövalyeleri Rodos’a yerleştikten sonra burayı da alarak (1315) yeni kaleler yapmış, limanı muhafaza altına almışlar ve bir köprü ile şehre bağlanan kaleyi yeni baştan tahkim edip Türk akınlarına karşı koymaya çalışmışlardır. 1522 Yılında kalenin fethi ile ada Osmanlıların eline geçmiş, Ortodoks halk yerlerinde bırakılmış ve kale dışındaki varoşta ikametleri sağlanmıştır. XVII. yüzyılın sonlarına doğru Venediklilerin adalardaki faaliyetleri artmış. Güvenli limanı ve muhkem kalesiyle Osmanlı donanmasının önemli deniz üslerinden biri haline gelmiştir. Sağlam kalesi ve limanı sebebiyle tüccar gemilerinin uğrak yeri olmuş, korsanların uğrayamadıkları bu ada, İstanbul-Mısır ticaret gemileri için güvenilir bir liman haline gelmiştir. İstanköy yani Kos Adası, 20 Mayıs 1912’de İtalyanlar tarafından işgal edilmiş. II. Dünya Savaşı sonuna kadar da onların idaresi altında kalmış. Daha sonra adaya gelen İngilizler, II. Dünya Savaşı’ndan sonra 10 Şubat 1947’de imzalanan Paris Antlaşması ile adayı Yunanistan’a bırakmışlar. Günümüzde adada 2000 kişi civarında Türk nüfus bulunuyor ve büyük bölümü Germe (Platanio) köyünde yaşıyorlar. Adadaki en önemli Türk mezarlığı da bu köydedir.

Adanın Tarihi Binaları & Görülmeye Değer Yerleri
Neartzia Kalesi : M.S.15 yy. başlarında St.Jean Şövalyeleri tarafından antik eserleden getirtilen devşirme malzeme ile inşa edilmiştir. Yapıldığı devrin savunma mimarisi açısından harika bir örnektir. Antik Halikarnas ile Kos arasındaki deniz geçişi ve karşı kıyıda konumlanmış St.Peter Şövalyeleri kalesini kesin olarak kontrol altına aldığından, stratejik konumu nedeniyle Osmanlılar tarafından daima alınaya çalışılmış ve 1522 yılında fethedilmiştir.

Gazi Hasan Paşa Camii (Kemeraltı) : Ada Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın imar hareketlerine de sahne oldu. Hasan Paşa, Lonca meydanında bugün de mevcut büyük bir cami yaptırdı (1190/1776). Germe köyünde de bir cami ile (1199/1785) kasabada su yolları ve çeşmeler inşa ettirdi. Lonca Meydanı’ndaki caminin şadırvanında antik Roma dönemine ait bir lahit kullanılmıştır. Camide kullanılan taşlar da yine civardaki Liman Mallesindeki antik Yunan tapınaklarından alınan malzemelerden oluşmuştur. Antik Agora, Liman Mahallesi, günümüzde de Kos Adası’nın, Helenistik dönemden Orta çağa kadar olan döneme ait harabelerinin bulunduğu en büyük arkeolojik alanlardan biridir.

Casa Romana (Roma Evi) : Daha önce burada bulunan Helenistik döneme ait bir yapının üzerinde M.Ö.3.yy’da restore edilmiş, mozaik zemin ve fresklerle dekorlanmış büyük bir malikanedir. Bu yapı, Kos Adası’nın Roma dönemindeki zenginliğinin en iyi ifadesi olarak kabul görmektedir. Roma Evi’nde bulunan “Avrupa’yı kaçırma moziğine” ait mitolojik hikayeye gelince: Fenike’li Sur Hükümdarı Agenor ile Telephassa’nın güzeller güzeli kızları Europpe, Sayda sahillerinde eğlenirken, beyaz bir boğaya dönüşen Zeus usulca kıza yaklaşır. Kız korkusunu yenerek boğanın sırtına binince de, boğa hızlanarak denize ulaşır ve yüzerek Girit Adası’na çıkar. Kızın ağlamaları fayda etmemiştir. Adaya çıktıklarında tanrılar tanrısı gerçek hüviyetine bürünür ve kıza demirci tanrı Hephaistos tarafından yapılmış olan bir gerdanlığı düğün hediyesi olarak verir. Europa ile Zeus’un birleşmesinden 3 çocukları olur. Minos, Sarpedon ve Rhadamanthys. Minos, Girit Adası’na hükmederek Minos Uygarlığı’nı başlatır. Sarpedon Lykia kralı olur. Rhadamanthys ise Knossos hükümdarıdır. Öldükten sonra da sonra yer altı dünyasında yargıç olarak görev yapar. Bu üç çocuk daha sonraları Eureppe’nin dünyalı kocası Girit Kralı Asteros tarafından evlat edinmişlerdi. Zeus, sevgilisi Europa’ya ilişkilerinin sonucunda üç hediye verir: kendisini koruması için bronz dev Talos, hedefini hiç şaşırmayan bir mızrak, avını hiçbir zaman kaçırmayan köpek Lailaps. Bu mit antik çağdaki birçok mozaikte ve vazoda kullanılmıştır.

Batı Arkeoloji Bölgesi : Kazı yapılan alan içerisinde şehir dışına çıkan ana cadde (Decumanus Maximus ) ve limana giden cadde ( Cardo ) bulunmuştur. Gymnasium  (Xyston ) geçidi ( Sütunlu geçit ), ‘‘ Prens Paris in yargılanması ’’ mozaiği ile Nymphaeum binası , ve son olarak ilk Hristiyan bazilika kiliseleri.

Asklepion Bölgesi : Kos şehrinin yaklaşık 3,5 km güney batısında yer alan Asklepion, antik çağlardan beri dünyanın en büyük sağlık tapınağı ve Kos Adası’nın en önemli tarihi anıtı olmuştur. Burası Hipokrat ve kurduğu tıp okulunun bilimsel tıbbın gelişmesini başlattığı yerdir. Tapınak özellikle M.Ö. 242’den sonra dünya çapında popüler hale gelmiştir. Geleneksel şifa bulma şekli Helenistik döneme kadar korunmuştur. Asklepion’un belli bir bölgesinde uyuyan hastaların tedavisini sağlayan, tanrının (Asklepios) hastaların rüyalarındaki mucizevi görüntüsüydü. Daha sonra hastaları bilimsel yöntemlerle tedavi eden profesyonel doktorlar vardı. Tapınak bölgesi 3 bölüme ayrılmıştır; İlk bölümdekiler, portico, thermae harabeleri, kemerler ve Roma ‘dan kalanlardır. İkinci bölümde Asklepios’un en eski tapınağı (M.Ö.3.yüzyıl), Asklepios sunağı veya Apollo selvisi ( M.Ö. 4.yüzyıl ) ile restore edilmiş yedi sütunlu Apollo Tapınağı harabeleri ( M.S.2.yüzyıl ) yer alır. Üçüncü bölümde de, büyük Asklepios tapınağı ( M.Ö. 2 .yüzyıl ) ve Helenistik kemer kalıntıları bulunuyor. Sağlık tanrısı Asklepios, Apollon ile Koronis’in oğluydu. Koronis, Apollon’dan sonra Elatos’un oğlu Iskhys ile de sevişmiş, bu ihaneti ona pahallıya mal olmuştu. Apollon ihaneti bildiren kuzguna kızmış ve onun beyaz tüylerini siyaha çevirmişti. Ama tanrının ikiz kardeşi Artemis, kardeşine yapılmış bu ihanete çok sinirlenmişti. Koronisi ok yağmuruna tuttu. İhanete uğramış olan Apollon, Koronis’in yakılmak üzere olan cesedini odun yığını üzerinde gözyaşları dökerken izliyordu ki, birden kadının hamile olduğunu hatırladı. Ruhlara eşlik eden tanrı Hermes’in yardımıyla henüz yaşamakta olan bebeği Koronis’in vucudundan çekip alarak Pelion Dağı’na götürürler Bebek orada bilge kentarus Kheron’a emanet edilir. Kherion bildiği herşeyi Apollo’nun oğluna öğretir. Asklepios cerrahlığının yanı sıra ilaç yapımında da ustalaşır. O, artık öyle bir tabib olmuştur ki, babasının yol göstermesiyle ölüleri bile diriltmektedir. Bu olay, yeraltı tanrısı Hades’i sinirlendirir. Hades, tanrıların mahkemesine suç bildirisinde bulununca, Zeus kardeşini kırmak istemez ama oğlu Apollon’dan da çekinir ve Asklepios’u yıldırımlarıyla çarparak öldürür. Sebep olarak da, Asklepios’un görevini kötüye kullandığını ve işini yaparken para hırsına kapıldığı yalanını uydurur. Ama, onun yazgısı tanrı olarak yazılmıştır bir kere. Bu yüzden Zeus, onu yeniden diriltir ve sağlık tanrısı olarak, en iyi dirilten özelliği verir. Onun adına Asklepon’lar (Bir nevi hastahaneler, şifa merkezleri) na edilir. En büyükleri Kos Adası’ndaki Asklepion ile Bergama Asklepionu’dur. Asklepiad denilen hekimler yani tıp doktorları bu ismi hekimlik tanrısı Asklepios’tan almışlardır.

Tıbbın Babası, Kos’lu Hipokrat

Tıbbın babası sayılan Hipokrat, M..460 Yılında Kos’ta doğdu. İonyalı olan ve oğlunu iyi bir hekim olarak yetiştiren babası da bir doktordu. Hipokrat, Anadolu’nun kuzey illerini gezdikten sonra Kosa’a geri dönerek hekimliğe devam eder. O sırada İonya’da bilimsel gelişme ile felsefe ilişkilendirilmişti ve hekimlik en parlak devrini yaşıyordu. Bu gelişme Hippokrates ile doruğa ulaştı. Kendisine göre tıbbın ilk kuralı ” Önce zarar verme” ilkesi olmuştur.

Aristoteles’in öğrencisi olan Menon’un,  Hipokrat’ın temel hastalık kuramını,  yanlış beslenme sonucunda sindirilemeyen bazı artıkların buhar çıkardığı ve bunun vücuttan atılamayarak hastalıklara yol açtığı şeklinde olduğunu yazmıştır. Hipokrates tarafından yazıldığı kabul edilen “Hipokrat’ın Toplu Yapıtları” adlı eseri M.S. onuncu yüzyıldan kalmadır. Arap ve Avrupa tıbbına katkısı büyüktür. Bu yapıtta; batıl inançlar ve  şifa yöntemleri reddedilerek bir bilim dalı olan tıbbın temel ilkeleri öğretilmiştir.

M.S. 370 yılında Larissa’da ölen Hipokrat’ın,  ölümünden sonra Kos Adası Hekimlik Okulu’nun bütün buluşları Hipokrat’a mal edilmiştir. Bunların tümünün değilse de büyük bir bölümünün onun buluşu olduğuna kuşku duyulmaz.Örneğin; bazı hastalıkları Hipokrat ilk kez tanımlamıştır, “Çomak Parmak” adlı hastalığa “Hipokratik parmaklar” denilmektedir. Çünkü ilk kez Hipokrat bu hastalığın tanımını yapmıştır. Yine, akciğer kanseri, akciğer hastalığı, siyanotik kalp hastalığı da onun tarafından tespit edilmiş diğer hastalıklardır.

Piri Reis’in Kos Adası : Osmanlı hâkimiyeti öncesi hakkında bilgi veren Pîrî Reis, dağlık ve ovalık olarak tanımladığı İstanköy’e şövalyelerin “uzun ada” anlamında Lango adası dediklerini ve dört müstahkem kalesinin bulunduğunu, asıl kale olan Narence’nin Anadolu sahilleri karşısında olup limanın hemen yanında yer aldığını, buradaki limanın gemilerin barınmasına müsait olduğunu, diğer kalelerin ise Andimahi, Kefalos ve Pili adlarını taşıdığını yazar. İstanköy kasabasının ise limanın iki tarafında bir köprü ile Narence Kalesi’nden ayrılan antik şehrin üstünde bulunuyordu ve varoş olarak adlandırılıyordu. Kalenin kapısı Lonca meydanına açılıyordu, burada Hipokrat ağacı olduğuna inanılan bugün de mevcut çınar ağacı yer alıyordu diye yazar. . (Hipokrat’ın yaşadığı dönemde, geleneksel yöntemlerle bu çınar ağacının gölgesinde öğrencilerine ders verdiğine inanılmaktadır.)

Eski Yerleşim : 1933’teki büyük depremde eski yerleşimin çeyreği kurtarılabildi. Bugün dar sokakları boyunca mağazalar , kafe ve restoranlar var.-St. Paraskevi Kilisesi, İtalyanların ruhani meselelere karışma girişimine karşı yerlilerin kargaşası bu iki kilisenin yapılmasına yol açmış. 1931-32 yılları arasında inşa edilen yapı, ünlü mimar Orsini tarafından Bizans tarzında tasarlanmış olup, bir Yunan kilisesinin temsili örneğidir. Panellenion Kompleksi ise, 1933’te tasarlanmış ve 1935 ‘ te inşa edilmiştir. Burada, sinema- tiyatro binasının yanında İtalyan faşist siyasi partisinin büroları bulunuyordu. Şehir merkezindeki konumu ve karakteristik mimarisi (faşist ve uluslararası ) ortam yoluyla fikir değiştirme amacını arttırıyordu. Belediye Pazarı, Kuzey Afrikalı İtalyan sömürgeleri binalarına göre 1933’ te tasarlandı ve 1935’te inşa edildi. Ayrıntılarında Arap tarzı hakimdir. Sonraları sebze ve meyve pazarı olarak da kullanılmış. İki katlı olarak inşa edilmiş olan Defterdar Camii ,  18.yüzyılın sonlarında vergi tahsildarı İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır. Arkeoloji Müzesinde, Helenistik ve Roma dönemi heykelleri sergilenmektedir.

Lambi : Kos şehrinin kuzey batı kıyısında konumlanmış yaklaşık 4 km uzaklıkta , modern adı ‘‘ Nea Alikarnassos ’’ olan Lambi yer alıyor. Bu bölgenin çok düzgün olması nedeniyle, kıyı şeridi boyunca Tigaki dinlenme yerine kadar ( hatta daha ilerisi ) bisiklet ile dolaşmak için uygundur. Aynı zamanda tekerlekli pateni tercih edenler için de favori güzergahtır.

Psalidi Bataklığı : Keşfetmek ve doğada dinlenmek için ideal bir yerdir. Ender kuş türleri, bölgenin zengin bitki örtüsü içinde kendileri için yuva bulmaktadırlar. Sessizliği tercih edenler için ise Psalidi’nin güzel plajları bulunuyor.
Therma : Psalidi ‘den 8 km sonra gelen Therma’da, Kos’un kükürtçe zengin, sağlık ve güzellik için faydalı, termal sıcak kaynak suları bulunuyor.

Marmari ve Tigaki, Kos şehrinden çıktıktan sonra yol üzerindeki ilk deniz kenarı köyleridir. Kum plajları ve cam gibi berrak deniz suyu muhteşemdir.

Zia ,Lagoudi , Asfendiou, Asomatos ve Pyli dağ manzaralı köylerdir. Köy tavernalarında, büyüleyici gün batımı manzarasıyla birleştirebileceğiniz bölgesel geleneksel tatlar ,yerel şarap ve uzo bulacaksınız. Asomatos’da huzur ve sessizlik bulacaksınız.

Kardamena Kos şehir merkezinden yaklaşık 30 km uzaklıktadır ve adanın ‘‘ Hippocrates ’’ hava alanına da sadece 5 km uzaklıktadır. Kazılar sırasında Alasarna antik kentinin kalıntıları bulunmuştur. Apollo Tapınağı , ilk Hrıstiyan bazilika kiliseleri ve antik bir amfi tiyatro kalıntıları önemli bulgulardan bazılarıdır.  Kardamena’dan tam karşısında konumlanmış volkanik ada Nissyros’a günlük tekne ulaşımı mevcuttur. Yerel uzo festivali de, kaçırılmaması gereken şeylerden biridir.

Antimachia şehir merkezinden yaklaşık 25 km uzaklıkta, adanın tam ortasında konumlanmıştır. 30 yüzyıldan fazladır ismini korumuş olan bu köy, Antimachia kalesi, eski geleneksel yel değirmenleri ve ziyaretçilere 100 yıl önce adadaki yerlilerin nasıl yaşadıklarını gösteren etnografya müzesi gibi pek çok övünç kaynağına sahiptir. Yazın sonunda yapılan bal festivali de yerel lezzetleri denemek için iyi bir fırsattır. Antimachia’nın 3 km kuzey doğusunda Mastichari yer alır. Adanın en güzel plajlarının çoğunun yer aldığı bu deniz kenarı küçük köyde huzur ve sessizlik hakimdir. Sahip olduğu küçük limanı, her yıl şarap festivali Mastichari’de düzenlendiğinde yerel tavernalara günlük temel taze deniz mahsülleri getiren balıkçılarla dolar. Buradan feribotlakomşu ada Kalimnos ‘a gidebilirsiniz.

Kefalos, adanın batısında Kos şehir merkezinden 42 km uzaklıkta yer alıyor. Bu eski köy St.Nicholas (Kastri ) adacıklarından sadece birkaç metre uzaklıkta yer alan Kamari sahiline yukarıdan bakmaktadır. Burada görülecek yerlerden bazıları ; eski St.Steven Hrıstiyan bazilikası ,eski St.John, the Baptist ( Yahya Peygamber ) manastırı adanın ilk merkezi olan Astypalea ‘ın (Hipokrat’ın doğum yeri ) ören yeri ve adada ilk insan yerleşimine ait kanıtın bulunduğu White Rock mağarasıdır. Geleneksel Yunan balıkçılığı özellikle Kefalos’un her yıl yapılan balık festivali ( trata ) halen yaşatılmaktadır.

Plaj Eğlencesi & Yaz sporları : Berrak masmavi suları ve beyaz yumuşak kumlu plajları ile Kos, kesinlikle Tanrı’nın kutsadığı bir yer. Güneşin dokunuşunu hissetmek ve denizi koklamak her şeye değer. Koan ‘ların her zaman güler yüzlü olmalarına şaşmamak lazım…

Kos Adası

Kos Adası önünde gösteri yapıyor. Denizi gerçekten seviyorsanız , şnokerli ve tüplü dalışı deneyin ve eğer hayatınızı yeterince uç yaşamadığınızı düşünüyorsanız bungee jumping veya tekne paraşütü şansını sakın kaçırmayın.Deniz adamı olma ve su sporları deneyimini yaşayın. Kos’taki plajlar temiz su ödüllü Mavi Bayrağa sahiptir.Kara mı deniz mi ?Bu size kalmış.Ayaklarının altında karayı hissetmek isteyenler ,Kos Adasının kırsal alanlarında bisiklet veya koşu yapmayı deneyin , tennis gezinti,dağcılık veya farklı seçeneklerden birini mutlaka deneyin.

Eğlence : Kos’ta, bolca gelenek ve örflerine bağlı yerel festivaller yapılıyor. Temmuz ve Ağustos boyunca Hippocratea Festivali, tiyatral oyunlar, konserler, folklor ve geleneksel danslar ile Asklepeion ‘da Hipokrat yemininin canlandırılması gibi geniş kültürel olayları içerir.

İlkbahar boyunca, St.Georges gününde ( 23 Nisan ) Pyli köyünde ,yerliler at yarışları düzenlerlerken adanın adı Saint ( Aziz ) ile başlayan kiliselerin bulunduğu diğer bölgelerinde ‘‘panigiri ’’ adı verilen kutlamalar gerçekleştirilir.Yunanlılar Saint (Aziz ) isim gününü kutladıklarından ,29 Haziranda Antimachia‘da ( St.Peter ve Paul ) ,15 Ağustos ‘ta Antimachia ‘da ,Kefalos Kardemena ‘da 8 Eylülde (Meryem Ana günü ) gibi kutlayan kiliseler tarafından festivaller düzenlenir.Kefalos ‘ta ‘‘Trata ’’ Balık Festivali ,Antimachia’ da Bal Festivali ,Mastichari’ de Şarap Festivali yaz boyunca kaçırmamanız gereken bazı olaylar arasındadır.Bütün bunların yanında Kos hayat dolu bir adadır. Güneş batar batmaz hiç bitmeyecekmiş gibi görünen partiler başlar.Akşam yemeği ile başlayıp bir gece klübünde veya plajdaki kokteyl barda bir içki ile deva edin.Partiler sonsuza kadar sürer ,tüm ada tek bir mutlu toplum haline gelir,endişe veya stres gibi küçük şeyler etkisiz kalır.Hala romantizme sarılmış kişiler için ay ışığı altında plaj partisi çok iyi gelir,ve gecenin ardından plajın yanından doğan güneşin ilk ışıkları bu günleri onlara sonsuza dek hatırlatır.

Ulaşım :
* Atina’dan, Piraeus Limnı’ndan her gün vapur ulaşımı bulunuyor.
* Atina Olympic Havayolları ve Aegean Havayolları ile günlük uçak bağlantısı var.
* Nisan – Ekim arasında Avrupa’daki bütün büyük havalanlarından uçuluyor.
* Nisan -Ekim arasında her gün Bodrum ve Turgutreis’ten feribot seferleri var. Bodrum’dan 45 dakikada, Turgutreis’ten yarım saatte Kos’a ulaşılıyor.

Yazı : Bilsen GÜRER
bgurer@isiltur.com.tr

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz