Aksaray’dan Karaman’a

28 Nisan 2016 sabahı, kalabalık bir grup olarak  erken bir saate gittik Aksaray’a.  Ev sahibi, Aksaray Valiliği, Belediye ve  İl Kültür Turizm Müdürlüğüydü. Birkaç gün önce TÜRSAB’a gelerek,  şehirlerini tanıtmışlar ve bu davette  bulunmuşlardı. Hatta, Aksaray’da çekilen Somuncu Baba filminin galası o gece İstanbul’da yapılacağından galaya da davet etmişlerdi, çünkü filme sponsor olmuşlardı.

Aksaray’da,  Ahsaray Otel’de konakladık ama birçok otel ve restoranı görme şansımız oldu. Ahsaray Otel’in sahibi Mehmet Bey’in içten gelen konuksever tavrını burada söylemeden geçmek haksızlık olur.  Şehre ve şehrin turizmine böyle gönül vermiş isimsiz kahramanlar bu kentler için gerçek birer şans oluyorlar.

Aksaray, Kapadokya Bölgesi sınırları içerisinde olsa da turizm gelirlerinden biraz daha az nemalanan bir kent. Halbuki, turizmin ilk öncülerinden   Ağaçlı Tesisleri ve sahibi Orhan Bey burada. Ihlara Vadisi de yine kent sınırları içerisinde bulunuyor. Selçuklu dönemi İpek Yolu hanları, görkemli kiliseler, yer altı şehirlerine sahip. Şehrin yöneticileri  haklı olarak turizmden daha fazla pay almanın peşine düşmüşler ama dikkat etmeleri gereken önemli noktayı  hesaplamışlar mı açıkçası anlayamadım. Bu tür durumlarda genelde günü kurtarmak uğruna yanlış projeler uygulanıyor ve telafisi mümkün olmayan kayıplar yaşanıyor. Gerçi, ilk geldikleri kurumun TÜRSAB olması önemli. Genelde herşey bittikten sonra TÜRSAB’a gelinip biz turizme açıldık grup getirin deniliyor, onlar bunu yapmayıp, işin başında, yapacaklarını TÜRSAB ile paylaşmışlar. Bu çok iyi, çünkü TÜRSAB profesyonel bir şekilde yapmaları gerekeni söyleyebilecek bir kurumdur.

Aksaray’da, Alayhan, Öresin (Tepesidelik) Han, Ağzıkarahan, Sultanhanı, Saratlı Yeraltı Şehri,  Aşıklı Höyük, Selime Katedrali, Demirciler, Ihlara Vadisi, Ihlara Kasabası , Belisırma, Güzelyurt Yüksek Kilise, Güzelyurt Kilise Camii ve Manastır Vadisi, Narlı Göl, Eğri Minare, Ulu Camii ve Kent Meydanı, Zinciriye Medresesi, Azmi Milli Un Fabrikası Müzesi, Ihlara Bezirhane,  Ağaçlı Tesisleri, Hasan Dağı’nda Yamaç Paraşütü ve  Somuncu Baba gibi  birçok nokta gezildi. İkinci günün akşamında yöneticiler, turizmciler ve bizler bir araya gelerek  problemler üzerinde konuştuk. Ben de söz alıp, özellikle projeler konusunda dikkatli olmalarını, Ihlara Vadisi’ne daha fazla turist girmesi konusunda istekli olmamalarını (2015 yılında 485.000 kişi girmiş, şimdi vadi üstüne bir seyir evi ve asansör koyup iniş çıkışı kolaylaştırmak istiyorlar) orada bir bitki ve hayvan yaşamı olduğunu, daha fazla insanın bu habitatı yok etmek anlamına geleceğini belirttim. Önemli olanın vadinin bozulmadan kırk elli sene sonrasına gidebilmesi olduğunu söyledim.

Üçüncü gün öğlene doğru Ayrancı üzerinden Karaman’a geçildi. Karaman Valiliği, Belediye Başkanlığı, Ticaret Odası ve İl Kültür Turizm Müdürlüğü’nün  davetlisi olarak gidildi Karaman’a. Karaman Kalesi önlerinde bir okçuluk gösterisi ile karşılandık. Karaman da uzunca bir süredir TÜRSAB ile ilişkili olarak turizmde yer almaya çalışıyor. Bu arada profesyonellerle de çalışmışlar. Ama  burada yazmadan geçmek istemiyorum. Ne yazık ki profesyoneller yanlış projelerle kentlerin elini zayıflatabiliyor. Hiçbir kültürel alt yapısı olamayan birisi birden bire bir marka haline dönüştürülmeye çalışılabiliyor. Bu da Turizm açısından tehlikeli bir durum yaratıyor.

Karaman’ın  turizm çıtasını biraz daha yükseltmiş olduğunu gördüm. Ben de dahil olmak üzere TÜRSAB Gastronomi Komitesi’nden de katılımcılar vardı ve Karaman bu konuda çok iyi hazırlanmıştı. Karaman’a bağlı Ayrancı İlçesi’nde mağara ve kuyularda dededen kalma yöntemlerle üretilmekte olan Divle Peyniri’nin Coğrafi İşaretini alan Karaman diğer yöresel tatlarını da profesyonel bir masada sergileme konusunda oldukça başarılıydı. Bunu hem akşam yemeğinde hem de sabah kahvaltısında yaptılar.

Karaman’da da bir hayli nokta gezildi. Akteke Camisi, Yunus Emre Cami ve Türbesi, Müze, Hatuniye Medresesi, Taşağıl, Değle, Bin bir Kilise, Yunus Emre’nin babasına ait türbe ve görüldü. İlgili mekanlarda Yunus Emre’nin şiirleri okunarak özel bir gösteriyle yaşadığı dönem canlandırıldı. Birinci günün akşamında Tartan Konağı’nda yapılan gösteri görülmeye değer güzellikteydi. Bu mükemel seyirlik köy oyununun biraz daha farklı bir versiyonunu daha önce Taşkale’de  izlemiş ve yine çok beğenmiştim. Bir kere daha hayran kaldım, hem oyuncuların yeteneği hem de seçilen konu ve Tartan Konağı’nın güzel atmosferi oyunu zevkle izlememizi sağladı .Üçüncü gün infosu Mut Alahan ve Ermenek’ti. Alahan restore edilmiş, kilise çökme tehlikesine karşı destekler içine alınmış. Çok arzu etmeme rağmen ne yazık ki bu güne kadar Ermenek’e gidememiştim. Burasını görmek isteyişimdeki inanılmaz isteğin boş olmadığını gördüm. Son yıllarda Philadelphia  Antik Kenti nekropolünde ortaya çıkartılan muhteşem lahitler yerinde sergilendiklerinden onları görmek için gittik. Ama alan o kadar büyük ve görkemli ki, kesinlikle buraya tekrar gitmek gerekiyor, bu defa onu gerçekleştirip beklemede bırakmayacağım.

Sevgilerimle.
Bilsen Gürer
Editör

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz