Bodrum Ve Labranda Gezisi

Özel bir geceye katılmak üzere davetli olarak gittiğim Bodrum’da, Labranda’yı ziyaret ettim. Bir günümü alan antik kutsal kentin gezilmesi, benim kadar beraberimdekileri de fazlasıyla etkiledi. Bodrum ve Labranda gezimden notlar :

İyi bir günlük yazarı olamadığımın farkındayım. Yahut en azından bu konuda disiplinli olmayışımın bana ne kadar zarar vediğini görmekteyim ama ne yazık ki bu eksik tarafımı törpülüyemiyorum. Ben, sürekli olarak gezen ve gözlem yapan birisiyim, bu köşeyi de her şeyi sıcağı sıcağına yazmak ve geriye dönüp baktığımda da yaptığım gezileri kayıt altına almış olmak için açmıştım. Ama aylardır buraya tek satır yazmadım. Aradan geçen zaman içinde oturduğumu düşünmeyin, gerek şehir içinde gerekse şehir dışında sayısız gezilerim oldu, bunları da bu sayfanın değişik köşelerinde yazdım ama günlükte derli toplu bir halde bir araya getiremedim. Günlüğün karakterine uygun bir çalışma ne yazık ki gerçekleşmedi. Umarım, kendi öz disiplinimi sağlar ve ve geriye yönelik olarak böyle kayıplar yaşamaya devam etmem.

Son birkaç ay içinde gerek şehir içi gerekse şehir dışında epeyce seyahat ettim. Aklımda kaldığı kadarıyla, Edirne, Eskişehir’de Odunpazarı, Ayvalık, Bergama, Foça, Selçuk, Efes, Meryemana, Şirince, Kuşadası ve Editor_Bodrum_LabrandaAssos gezilerini gerçekleştirdim. İstanbul içinde sayısız araştırma yaptım, onlarla ilgili incelemelerde bulundum, Çatalca’yı daha geniş olarak gezdim. Bir, Diyarbakır, Hasankeyf, Midyat, Mardin ve Dara seyahatim oldu.

Geçtiğimiz Aralık ayının son haftasında da Milta Turizm İşletmeleri Merkez Şube çalışanları olarak sekiz arkadaşımla birlikte Bodrum’a gittim. Bodrum Milta Marina’nın gelenekselleşen yıl sonu kutlamasına katılmak için Milas üzerinden öğlen uçağıyla seyahat ettik. Konaklamamız merkezde bulunan Marina Vista Oteldeydi ama ben ertesi sabah gideceğim Labranda’yı bir kez daha incelemek için o gece otelden çıkmadım. Arkadaşlarım kendilerine vakit yaratıp, Bodrum sokaklarında gezdiler. Gece, geleneksel yıl sonu şenliğinin mükemmel organizasyonuyla tamamlandı. Ertesi sabah erkenden, ben, Mübeccel Değirmenci, Murat Yanar ve Ercuma Cerrahoğlu Labranda’ya gitmek üzere Milas’a doğru hareket ettik.

Labranda, antik Mylsa’nın (Milas) kutsal kenti olup, merkeze yaklaşık olarak 13 km’lik bir mesafede bulunuyor. Harika bir çam ormanının içinden yükselerek ulaşılıyor Labranda’ya. Kazı mevsimi sona ermiş olduğundan, orada bulunan bekçinin de bize katılmasıyla gezdik. Kutsal kent, deniz seviyesinden 600 metre yüksekte kurulmuş ve antik bir kutsal yolla Milas’ın içinde bulunan Baltalı Kapı’yla kente bağlanmış. Yine Labranda’dan devam eden bir diğer yol da Büyük İskender’in koruması altına giren Prenses Ada’nın kenti Alinda’ya ulaşıyormuş.

Hepimiz, Labranda’da gün ışığına çıkartılmış olan mekanların ve Herodot başta olmak üzere hikayelerini günümüze ulaştırmış antik çağ yazarlarının anlattıklarıyla büyülendik. Kutsal kentin en büyük ve özel tapınağı olan Zeus Stratiosa (Orduların Tanrısı) ait tapınak ve çevresindeki diğer yapılardan öyle etkilendik ki, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Labranda’nın bekçisi sevgili Ali Yayla’nın demli çayıyla ısındık ve güneş batmadan önce kentten ayrılıp, Bafa Gölü’ne doğru hareket ettik. Antik Euromos’un yanından geçerek, Bafa Gölü’nün lezzetli balıklarını tatmaya gidiyorduk.

Geç saatteki dönüş uçağı için tekrar Bodrum’a gidip, diğer arkadaşlarımızı da alarak yine Milas’tan İstanbul’a döndük. Güzel bir yolculuktu. Labranda çok etkileyiciydi. Onun hikayesini ayrıca yazacağım. Ve yine kendime bir söz verdim, günlüğümü günü gününe yazmak için bu defa olağanüstü bir çaba harcayacağım.

En iyi dileklerimle.
Bilsen GÜRER
Editör

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz