Gastronomi Komitesi’nin Bolu Gezisi

TURSAB Gastronomi Komitesi üyeleri olarak  19-20 Nisan 2016 tarihinde Bolu’ya yapılan geziye ben de iştirak ettim. Bolu, Gastronomik değerlerinin yanı sıra turizm ile ilgili bütün olanaklarını göstermek istedi, biz de zamanın elverdiği sürede her şeyi gözlemlemeye çalıştık.

1943 Yılından bu yana hizmet vermekte olan Emniyet Oteli’nde kalıyorduk. İlk günün akşamında otele bağlı olan 1938 tarihli Haşim Restoran’ın mutfağına girip, profesyonel ahçılarla birlikte  Düğün Bohçası Böreği ve Kremalı Meyveli Pasta yapıp, yemek sırasında da kendi pişirdiğimiz tatları diğer yemeklerle birlikte yedik. Oldukça güzel bir deneyimdi bu, otelin ve restoranın üçüncü kuşak yöneticileri olan Afiyet Turizm bunu değişik bir turizm destinasyonu olarak uyguluyor.

Bolu,Türkiye’nin en zengin orman dokusuna sahip olan kentlerinin başında geliyor. Su ve Editorden_Bolutermal açısından da bir hayli iyi durumda. İki gün boyunca birkaç yayla gezdik. Bolu merkezde bulunan tarihi  yapıları gördük. Yeşilin bol olduğu bu bölgede yaylacıların hazırladığı ürünlerden tattık.

Bolu eski çağlardan bu yana sürekli yerleşim görmüş bir kent. Bitinya,  Roma, Bizans ve Osmanlı’dan günümüze gelmiş eserler bulunuyor. Zengin bir orman dokusuna da sahip. Fakat bu gezi esnasında doğanın korunabilmesi açısından  endişe edebileceğim bir  proje ile karşılaştım. Günde ortalama olarak yedi bin beş yüz kişinin beklendiği büyük bir turizm kompleksi inşaatına başlanmış. Bu da ileriye yönelik sürdürülebilirlik ve korumanın biraz es geçildiği anlamı taşıyor benim açımdan Bu kadar büyük bir projenin getireceği yükler doğanın katledilmesini kolaylaştıracak. Halbu ki o gün gidip çay içip , bal, kaymak ve peynir yediğimiz Kızık Yaylası’na hepimiz hayran kalmıştık. Yaylada yüz yaşını geçmiş bir ahşap cami bulunuyordu.  Kenarda da devşirme malzemelerle  yapılmış bir namazgah vardı. Namazgahda antik çağa ait bir yol taşı hocanın üzerine çıkıp ezan okuması için kullanılmıştı. Yine antik çağa ilişkin malzemelerle de bu taşa çıkmak için basamaklar oluşturulmuştu. Daha sonra Kındıra Yaylası’na gitmek için geçtiğimiz sayısız yayla, dereler ve doğa hayranlık uyandıracak kadar doğal ve güzeldiler. Sabah ilk olarak gittiğimiz Gölcük seneler öEditorden_Bolu_2nce turizme açılmış olduğundan daha sonra gittiğimiz yerler kadar mükemmel bir  tabiatı sergileyemiyor ne yazık ki.

Bolu, kendisini koruyacak daha sakin projeler üretebilir ve orman dokusunu yirmi otuz sene daha koruyabilirse, gelecekte büyük kentin yanı başında parlayan bir yıldız olacaktır. Gastronomik açıdan da yine doğaya yönelik  çalışmalar yapması, doğal ürünlerden olabildiğince faydalanması gerekmektedir.

Bilsen Gürer
Editör : Turizm Araştırmacısı
bgurer@isiltur.com.tr

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz