Siirt Yolculuğum

21 Eylül 2016 tarihinde, öğle saatlerinde Atatürk Hava Alanı’ndan Batman’a hareketle gittiğimiz Siirt’e akşam saatlerinde ulaştık. TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) adına Kültür, Doğa ve Gastronomi  Komitesi üyeleri  olarak davet edilmiştik. Grubta bizim haricimizde basından da davetliler bulunuyordu.

Benim Siirt’e ilk gidişimdi. Batman’dan Baykan’a giderek güneş batmadan önce Veysel Karani  Hazretleri Külliyesi ziyaret edildi. Oradan da Siirt’te bulunan Barden Otel’e geçildi. Akşam yemeği otel yakınında bulunan bir kebabçıdaydı ve genelde yöresel tatlardan oluşturulmuştu. Yemek sonrası, Barden Otel’in terasında yöresel dondurma eşliğinde yetkililer ve konuklar arasında Siirt’le ilgili karşılıklı görüş alış-verişinde bulunuldu ve gün  tatlı bir sohbetle noktalandı. Aslında bu akşam Siirt’te bir meydanda Botan Efsanesi Gösterisi izlenecekti ama Eruh’ta yaşanan çatışma ve şehit haberinden dolayı bu gösteri iptal edildi.

Ertesi sabah erkenden yola çıkıldı zira Botan Vadisi  üzerinde yapılacak olan Yamaç Paraşütü izlenecekti . Botan Vadisi, Dicle Nehri’ne su taşıyan kadim bir vadi olarak aşağıda uzayıp gidiyordu. Havalanan genç  pilotlar yörenin çocuklarıydılar bir kısmı da komşu kentlerden gelmişlerdi. Süzülerek aşağıya iniyorlardı. Yüzlerce yıldan bu yana suyun yarattığı  albeni bu toprakları daima insanların yerleşimine açmış, geçtiği yerlerde hayatın devamını sağlamıştı. Biz de araçlarla suyun kenarına indik ve bir de bu Güneydoğu Anadolulu gençlerin yüksekten inişlerine  tanıklık etmenin keyfini yaşadık. Siirt Merkezi, Çarşısı, Ulu Cami ve Büryan Kebab Kuyusu’nun gördükten sonra da Deliklitaş’a gidip, Akabe Yolu Yürüyüşünü gerçekleştirdik.  Akabe Yolu, M.Ö.4000 yıllarından bu yana daha Asurlular zamanında kullanılan ve adını da kendisine has özelliklerden alan tarihi bir yol. Akabe, sarp yerlerde insan eliyle yapılmış yollara verilen addır. Zor geçit anlamında kullanılır. Dünyada üç tane akabe yolu olduğu biliniyor. Bunlardan bir tanesi de Siirt’te Botan Vadisinde bulunuyor. Siirt Akabesi antik kervan yolu 2 km. uzunluğunda olup, 6 metre genişliğindedir. Tarihi yol, taşların kaymasını önlemek amacıyla her üç metrede bir,editor_siirt_2 yolu paralel kesen taşlarla döşenmiştir. Yürüyüş Yolu’nun sonunda, suyun kenarında tarihi bir han ve bir asma köprü, varlıklarıyla bu zevkli yürüyüşü taçlandırmaktadır. Ksenefon’un M.Ö.407’da yazdığı On Binlerin Dönüşü adlı eserde de kullanılmış olan  Botan Vadisi ve içinde oluşan Akabe Yolu, Siirt Merkezi’ni Botan Vadisi’ne bağlar. Öncelikle Irak olmak üzere Suriye ve Mekke ile Medine’ye de ulaşımı sağlardı. Konuştuğumuz yaşlı Siirtliler yolun kullanıldığı yılları hatırlayıp, anılarını da bizimle paylaştılar ve bir kez daha tarihe bir yolculuk yapmamızı sağladılar. Yürüyüşten önce öğlen yemeğinden de bahsetmek istiyorum  biraz. Yemek, Sanayi Sitesi’nin içinde bir yerde yenilecek dediler. Gittik, belki de sanayi sitelerinin içindeki en güzel yemek  mekanlarından biriyle karşılaştık. Biz yemek yerken yağmur başladı. Açık havada, sarmaşıkların altında, doğayla iç içe, lezzetli  tatlar ve güler yüzlü bir hizmet vardı, doğrusu bu yemeği  çok başarılı buldum.  İstendiğinde ne güzel  şeyler gerçekleştiriliyor diye düşünüp mutlu oldum. Gereksiz ve büyük beton mekan yerine  sadelik ve doğallık seçilmiş, yöresel tatlar da iyi harmanlanınca ortaya çok güzel bir sonuç çıkmış.

Barden Otel’deki akşam yemeği sonrasında da bir gün önce ertelenen Botan Efsanesi’den  küçük bir  kesit sahnelendi.  Yörenin kadim kültüründen, yaşanan acılardan ve neşelerden, Ahmedi Hani’nin ölümsüz Kürtçe eseri  Mem-ü Zin’den, kadınların bu topraklardaki varlığından örneğin 200 yıldan bu yana kavganın ortasına yemenilerini bırakmalarından kısaca yaşadıkları topraklardan kesitlerin harmanlanmasından meydana gelen müthiş gösteriden küçük bir bölümünü, otelin salonunda bize de sundular. Bütün bu kavramlar, Botan’ın özgür akan sularına baraj adıyla vurulan gemler,  bana biraz ağır gelmiş olmalı ki, başım ağrımaya, özellikle ensemden başlayan sertliklerden rahatsızlık duymaya başladım.  Ertesi sabah saat 05’ten önce, “Işık Hadisesi’ni” izlemek için Tillo’ya (Aydınlar ) hareket edildi. Ne yazık ki bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, güneşin doğuşuna izin vermedi. Gece ile gündüzün  eşitlendiği  21 Eylül 2016 sabahında yağmur, doğudan yükselen güneşin,  Anadolu’nun yetiştirdiği Hendesecilerden (Geometri) biri olan İbrahim Hakkı’nın,  hocası Fakrirullah Hazretleri’nin  sandukasına yansımasını engelledi. Ama törende aksama olmadı. Bir doğa olayının fen bilgisi kurallarıyla gösteriye dönüşmesi daha önce kayıt altına alınmış olduğundan gelen konuklara bu gösteri izlettirildi. Ben izleyemedim ve programın bundan sonraki kısmına katılamadım. 22’ye yükselmiş tansiyonum düşmeyince günün kalan kısmını Siirt Devlet Hastahanesi ile Barden Otel’de editor_siirt_1yatarak tamamlayıp, akşam uçağında arkadaşlarımla birlikte İstanbul’a geri döndüm.

Siirt, beni şaşırttı demiyeceğim, çünkü gitmemiş olsam da bu toprakların turizm için çok uygun olduğunu biliyordum. Yanılmamışım. Fakat, yanlış projeler kentin elini zayıflatıyor. Biz, Çattepe ve Gusir Höyük kazı alanlarına gidemedik. Uzmanlar, Gusir Höyük’ten çıkacak olanların Göbeklitepe kadar önemli olabileceğini vurguluyor. Ama her şey suyun altında kalacak. Botan Vadisi de dahil. Gusir Höyük Gölü’nü, Dicle üzerinde Çattepe’de bulunan limanı,  Eruh Narlı Köyü’nü,  CAS adı verilen dışarıdan düz damlı olup, içerden kubbeli olan evlerini göremedik Siirt’in. Antik Erzen’i, çeşitli kalelerini, Deyr Yakup Manastırı’nı, üzüm bağlarını ve fıstık bahçelerini de pek  göremedik çünkü süre kısaydı. Fakat ben bir program yapacak olsam Trenle Kurtalan’a gider, bütün bu saydıklarımı görür, araya bir Malabadi Köprüsü  koyar, Batman üzerinden dönmeden önce Dicle’nin ulaştığı Hasankeyf’e de ulaşır ve oradan geri dönerdim. Uzun bir yolculuk gibi görünüyor ama böyle kadim topraklarda acele etmeden, zamanı bütün dingilliğiyle yaşayıp dönmek mutlaka ruha ve bedene iyi gelecektir. Özellikle de benim gibi zamanı biraz bol olan  ve yaşanmışlıklara saygı duyup etkilenenler için çok güzel bir rota oluşur.

En iyi dileklerimle.
Bilsen Gürer
Editör

 

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz