Tarsus Yolculuğum

21 Nisan 2017 Cuma günü gittiğim Tarsus yolculuğumu 23 Nisan Pazar akşamı geri dönerek bitirdim. Bu seyahat, “Tarsus Benim Tarsus Hepimizin” sloganıyla başlatılmış bulunan bir projede TÜRSAB’a gelen bir davet gereği yapıldı.

Tarsus’un en köklü eğitim yapılarından olan Amerikan Koleji’nde dünyaca ünlü flüt sanatçısı Şefika Kutluer konseri konuklar tarafından büyük bir zevkle izlendi. Tarsus Amerikan Koleji mezunu olan Dr. Ali Cerrahoğlu, mesleğinin yanı sıra, Mezunlar Derneği başkanlığı yapıyor ve Tarsus’la ilgili projenin de başında bulunuyor. Belediyeden aldıkları destekle bize ev sahipliği yaptılar ve epeyce fazla sayıdaki konuklarına canla başla hizmet edip, kentlerini tanıttılar.

Turizmciler dışında Gastronomi uzmanlarının da davet edilmiş olduğu etkinlikte, kısa bir zaman dilimi içinde Tarsus’un turizm alanındaki en güçlü yanlarının görülmesi sağlandı. Tarsus mutfağı tanıtılmaya çalışıldı. St. Paul Kuyusu ve Kilisesi, Tarihi Tarsus Evleri, Siptilli Çarşısı, Donuktaş Roma Tapınağı, Nusret Mayın Gemisi, Kleopatra  Kapısı, Hz. Daniyal Peygamber’in Kabri, Ulu Camii ve Kırkkaşık Bedesteni, Eski Camii, Eshab-ı Kehf Mağarası, Taşkuyu Mağarası, Berdan Çayı ve Tarsus Şelalesi gezilip görüldü. Tarsus’un en köklü eğitim yapılarından olan Amerikan Koleji’nde dünyaca ünlü flüt sanatçısı Şefika Kutluer konseri konuklar tarafından büyük bir zevkle izlendi.

Tarsus, turizm konusunda bir hayli şanslı bir kent. Bu alanda güçlü yanları oldukça fazla. Eski tarihlerden bu yana yerleşim görmüş fakat ne yazık ki modern Tarsus, Antik Tarsus’un üzerine inşa edilmiş. Ama yine de gösterilebilecek zenginliğe sahip bulunuyor. Berdan Çayı yani Antik Kindos bereket saçarak akmaya devam ediyor ve kentin elini güçlendiriyor. İlk günün sabahında Berdan kıyısında kahvaltıya gidildi. Su, öyle berrak ve mavi, doğa o kadar canlı ve bozulmamıştı ki, bu bile Tarsus’un turizm alanında ne kadar iyi olduğunun göstergesiydi. Bilindiği gibi  Büyük İskender bundan 2300 sene önce bu tatlı suyun cazibesine kapılarak terli terli yüzmüş, hastalanarak ölümün kıyısından dönmüştü. Kahvaltı sırasında, Büyük İskender gibi yüzmek yerine,  kıyısındaki çimenlerde bir yer sofrasında olmayı arzuladım. Hayal etmek bile güzel bir duyguydu.

Eshab-ı Kehf’e giderken asma ve zeytin bahçelerini gördük. “Tarsus Beyazı” markası için üzüm yetiştiren bu bahçeler hasat zamanlarında iyi bir organizasyonla bir hasat turizmi markasına dönüştürülebilmelidir. Aynı şey  zeytin hasadı için de olabilir. Zaten Tarsus’un güçlü bir mutfağı olduğu biliniyor sadece kaybolmakta olan tatların engellenmesi gerekiyor.

Tarsus’lu St.Paulus’un Hristiyanlık açısından önemi biliniyor. Fakat bunun haricinde işlenmesi gereken bir başka inanç da Mithra’dır. Uzmanlar, Mitraizmin, Helenist çağda Kilikya’da/Tarsus’ta, Kapadokya’da, Pontus’ta ve Armenia’da geliştiğini ve Anadolu’nun başka yerlerinde görülmeye başlandığını yazıyorlar. Donuktaş Roma Tapınağı’nın daha fazla incelenerek ayrıntılı bilgiler edinilmesi yine Tarsus turizmi açısından önemlidir.

Tarsus’tan Adana Arkeoloji Müzesine götürülen önemli bir lahit kentin tarihi açısından değerlidir. “Akhilleus Lahti” ismiyle bilinen mermer eserde,  Troya savaşları yüksek kabartmayla betimlenmiştir. Üzerinde Achileuss, Primaos, Hektor ve Patroklos’un tasvir edildiği Hellen tipili lahit M.Ö.3.yüzyıl başına tarihlendirilmektedir. Ayrıca, Profesör Hetty Goldman tarafından kazılan Gözlükule’den çıkartılan Hitit Çağı’na ait eserler de yine Adana Müzesi’nde bulunuyorlar. Tarsus Arkeoloji Müzesi’ne gidemediğimiz için orası hakkında bir şey söyleyemeyeceğim ama sorduğumda depolarında binlerce obje olduğunu öğrendim.

Eski Tarsus ve buradaki yapılar, restorasyonları ve doğru kullanımlarının sağlanması çok önemli. Amerikan Koleji’nin karşısında bulunan Sadık Paşa Konağı  ve okul binası  görülmeye değer özellikler   barındırıyorlar. Konağın sahibi Sadık Eliyeşil’in Tarsus’ta çok emeği bulunuyor. 1900’ü yılların başında belediye başkanlığı da yapmış. Aileden kalan ve Adana Yolu üzerinde bulunan atıl durumdaki Çırçır Fabrikası ve fabrikadaki değişik makina ve aletler koruma altına alınarak yok olmaları engellenmeli ve turizm alanında önemli birer obje olacakları göz ardı edilmemelidir. (Özellikle de jeneratör korunmalıdır)

Tarsus’un bende bıraktığı izlenimi bir cümle ile özetlemek istediğimde, şunu söyleyebilirim; Akıllıca işlenildiği taktirde turizmin birçok dalında başarılı olacağı konusunda şüphem yok.

Sevgilerimle.
Bilsen Gürer
Milta Turizm – Editör

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz