Hamidiye Sebili

Sultan I.Abdülhamid Sebili
Sultanahmet’te, Alemdar Mustafa Paşa Caddesi’nde, Gühane Parkı’nın Soğukçeşme Kapı’sının  karşısında ve Zeynep Sultan Camisi’nin girişindedir. Banisi, Sultan I.Abddülhamid’dir. Mimar Mehmed Tahir Ağa tarafından yapılmış, Asıl yeri burası olmayıp, padişahın kendi adına Bahçekapı’da yaptırdığı külliyeye aittir. Yani taşıma bir sebil olup, Şehremini (Belediye Başkanı) Cemil Topuzlu tarafından 19112-15 yıllarında taşınmıştır. Bahçekapı’dan şimdi bulunduğu yere nakledilmiştir,

I.Abdülhamid  Külliyesi
İstanbul’da,  Sultanhamam yakınındaki  Bahçekapı’daydı. Medrese, imaret, sıbyan mektebi, mescid, kütüphane, sebil ve çeşmeden oluşuyordu. İlk temel, 1775 yılında atılmış ve önce imaret inşa edilmiş, daha sonra diğer yapılar ilave edilmişti. Ancak külliye günümüze değişik amaçlarla kullanılan bölümleri ve yıkılıp yok olan  mekanlarının yanı sıra taşınan sebiliyle de eksik olarak gelebilmiştir.

I.Abdülhamid, 1774-1789 yılları arasında tahta geçti. III. Ahmed’in III. Mustafa’dan sonra hükümdar olan ikinci oğludur. 5 Receb 1137’de (20 Mart 1725) İstanbul’da doğdu. Annesi Râbia Şermi Sultan’dır. 1789 yıllında öldü. Mimar Mehmed Tahir Ağa, külliyenin yakınında bulunan bir manastırın yerinde, bir türbe inşa ederek külliyenin bir parçası haline getirdi. Hatta, daha sonra ölen  IV.Mustafa  ve diğer hanedan üyeleri de bu türbe ve etrafındaki  hazireye gömülmüşlerdir. Külliyenin medresesi, mescidi ve kütüphanesi, 1926 yılında yıkılarak yeni bir bina yapılması amacıyla  İstanbul Borsası’na verilmiş. Fakat, Borsa, yıkım yerine mevcut mekanları düzenlemiş ve bu şekliyle kullanmış. Ancak, imaret yıkılıp yerine 4.Vakıf Han yapılmış, çeşme ve sebil de taşınarak  günümüzde bulunduğu yerde yeniden kurulmuştur. Zaman içinde birtakım değişiklikler yapılmış olsa da hiç olmazsa  tamamen yok olması önlenmiş. Medrese ve kütüphane, günümüzde, İstanbul Zahire Borsası’nın kullanımındadır. Ön tarafta bulunan arastası cephe özelliğini tamamen kaybetmiş,  borsa binası arada iyice sıkışmış olsa da tarihi bilen meraklı gözler İstanbul’da padişah tarafından yaptırılmış olan bu son külliyeden geriye kalanları zevkle izlemektedir.

Külliye binalarının yerinde yapılan oldukça büyük hacimli  4.Vakıf Han’ın  mimarı, Kemaleddin (11870 – 1927) Bey’dir. 13 Temmuz 1927 tarihinde Ankara Palas’ın şantiyesinde yer alan evinde geçirdiği beyin kanaması sonucu ölmüş, cenazesi  İstanbul’a getirilerek  Karacaahmet Mezarlığı’nda Nuhkuyusu yakınlarına gömülmüştür. Fakat, bu mimarın kabri  de, yazı konumuz olan sebilin akıbetine uğramış, ilk gömüldüğü yerden taşınarak Beyazıt Camii hazîresine defnedilmiştir.

Gelelim Sebil’e
Tramvay yolunun kenarında, Sultanahmet’e çıkan yokuşun başlangıç köşesindedir. Avrupa’da XVI. yüzyıl sonunda doğan bir sanat üslûbu olan barok tarzının hakim olduğu sebil,  yuvarlak planlı olup, kubbesi kurşun kaplıdır. Her iki tarafında birer çeşmesi vardır. İstanbul Şehremaneti Başkanı Cemil Topuzlu ,1912 yılında atlı tramvay yolu için  caddeyi  genişletmek amacıyla bir takım yıkımlar yapmış, o sırada bu sebil ve çeşmeleri taşıtarak burada yeniden kurdurmuştur.

Mükemmel taş işçiliği olan sebil, çokgen planlı bir köşe sebildir. Sütunlarla bölümlenmiş ve pencerelere mükemmel döküm şebekeler yerleştirilmiştir. 210 x 120 m.ölçülerindeki şebekelerin her birinde, en altta , dikdörtgen yedişer det su verme aralığı bulunmaktadır.   Sebilin üstü yuvarlak, kurşun kaplı bir külahla örtülmüş, geniş ve güzel saçaklarla çeşmelerin de üzeri kapatılmıştır. Sebilin her bölümünün üst kısmında kartuşlar içindeki on beyitlik kitabelerin hattı Yesarizade Mehmed Efendi’ye, beyitler ise Şair  Hayri’ye aittir. Ayrıca sebilin içinde bulunan çeşme üzerinde de bir ayet ve küçük bir kitabe bulunmaktadır. Sebilin bitişiğinde ve iki yanında bulunan çeşmeler silindir sütunlarla sınırlandırılmış olup, cepheleri de  barok kabartmalarla süslenmiştir.

Hamidiye Sebili,  zengin profilli kornişleri, eğri yüzeyleri ve değişik motifleri ile barokun yanı sıra rokoko üslup özellikleriyle de farklı bir çalışmanın ürünüdür. Hemen yolunuzun üstündedir. Farklı hikayesi ile yanıbaşında bulunan Zeynep Sultan Camisi’ne zenginlik katar. Günümüzde büfe olarak kullanılmaktadır. Büfe sahibi, ekonomik bir kaygıyla mükemmel  şebekelerinin her tarafına parlak nesneler asarak dikkatlleri oraya çekme gayretindedir. Biz, büfe sahibini anlıyoruz ama bu kadar mükemmeltarihi eserlerin bu şekilde kullanılıyor olmalarına da akıl erdirmek biraz zor geliyor.

Bilsen GÜRER
bgurer@isiltur.com.tr

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz