Tophane -Kılıç Ali Paşa Camii

Tophane – Kılıç Ali Paşa Camii
Kılıç Ali Paşa, 5 ay gibi kısa bir süre içinde yeni bir Osmanlı donanmasının inşa edilmesini sağlar. Cezayir Beylerbeyliği yaptığı dönemde de, İmparatorluk için problem yaratan ve fethine karar verilen Tunus’u da alarak, eskisi kadar olmasa da Osmanlı donanmasının güçlülük unsurunu tekrar dünyanın gözleri önüne serer. Kaptan-ı Deryalığı zamanında, Akdeniz yine bir Türk gölü halinde kalmaya devam eder.

Paşa görkeme de meraklıdır. 16.yüzyıl sonlarına doğru III.Murat’ın oğlu Şehzade Mehmet için Sultanahmet (At meydanı) meydanında yapılan meşhur sünnet düğününde, Paşa Istanbul_Kilic_Ali_Pasa_Camii_3tarafından sunulan ışık oyunları İstanbul’luları büyülemiştir. Fırlatılan havai fişekler gece şehrin semalarında, yanan gemiler, kuleler, filler şekline dönüşmüş, seyredenlerin şaşkınlık ve hayranlığını kazanmıştır.

Kılıç Ali Paşa, adının bir cami ve külliye ile yaşamasını ister. Ama Sultan III.Murat bir türlü külliyeyi inşa edebileceği yeri gösterememiştir. Bunun üzerine müthiş denizci, o sırada bir koy olan Tophane’de yaptırdığı dolgu zemin üzerine, bu muhteşem güzellikleri yaramiltayulur.

Bu gün sahille hiç bağlantısı kalmayan, çevresindeki asfaltın ve diğer yapıların hışmına uğrayan eserin yaratıcısı büyük usta Mimar Sinan’dır. Sinan’ın yaşlılık dönemi şaheserlerindendir. Usta, Ayasofya’nın özelliklerini Osmanlı Cami mimarisiyle harmanlamış ve tamamen özel bir tasarım sunmuştur.

Cami, dikdörtgen bir zemin üzerine oturtulmuş büyük kubbe etrafındaki iki yarım kubbeden oluşmuş bir küçük Ayasofya örneğidir. Pencere üzerlerindeki vitraylardan oluşan aydınlatma sistemi mimari bir şaheserdir. İznik çinilerinin kullanılışı süslemede doruk noktaya ulaşmıştır. Kapatılarak viraneliğe terkedilen medresesi, şadırvanı, hamamı, paşanın yattığı kabri ile bir Mimar Sinan klasiğidir. Çevre duvarlarındaki iki kapının süslemelerindeki sadelik etkileyicidir.

Külliye dahilinde 865 metrekare üzerine kurulu olan bedava su kullanım hakkı ve tapusuna sahip bir de hamam bulunmaktadır. Hamam daha önce satılarak özellşetirilmiş ise de günümüz de de yine satışa sunularak kendisine 2 milyon dolar verecek yeni sahibini beklemektedir. Külliye’nin çevresinde denizcilerden oluşmuş küçük bir de kabristan bulunmaktadır.

Deniz üzerine bir camiiyi ancak bir denizci inşa edebilirdi. İmkansız gibi görünse de, ölümsüz bir Kaptan-ı Derya’nın ve bir büyük ustanın gerçekleştirdiği bu düş, gidlip görülmeye değiyor. Paşanın kabri zamanyapılan dolgulardan dolayı denizden bir hayli uzaklaşmış. Konsept parça parça ayrılarak yavaş yavaş amacı dışında kullanıma sunulmuş. Ama yine de vakit ayırıp görmeye gitmelisiniz. Bir büyük denizciyi yarattığı güzelliğin içindeki kabrinde anmak için gitmelisniz. (Ölümü : 1587)

Not : Nasuh Nuri İleri, araştırmalarında camiyi yapan işçilerin adları arasında Don Kişot’un yazarı Miguel de Saavedra Cervantes ismine de rastlamıştır.Cervantes’in haçlı savaşlarına katılarak Osmanlı’lara karşı savaştığı, Cezayir’lilere esir düştüğü, 1580 yılında İspanya’nın fidye ödeyerek onu geri aldığı bilinmektedir. Ama, camiinin yapım aşamasındaki çalışması henüz kesinlik kazanamamıştır.

Yazı ve Fotoğraflar : Bilsen GÜRER
bgurer@isiltur.com.tr

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz