Bireci
k, Fırat'ın doğu kıyısında kurulumuş eski El Bira kentinin türkçeleştirilmesinden gelmiş halidir. Kelime Birtha'dan türetilmiş. Araplar buraya El Bira diyorlarmış. Birtha ise Ermenicede "kale" anlamına geliyor. Burada antik çağdan gelen ve bu gün de görülebilen Birecik Kalesi kentin ismi de olmuş.
Şehir, burada nehir taşımacılığına müsait bir hale gelen Fırat'ın kenarında dar bir düzlükte iken son zamanlarda aldığı göçle genişlemeye başlamış. Nehrin kenarı yerleşim biriminden itibaren dikleşerek bir yamaç halini alır. Kale de yamacın hemen üzerindedir. İstanbul-Bağdat Demiryolu'nun Birecik’in daha güneyinden geçmesi ve kervan ticaretinin eski önemini kaybetmesiyle kasaba gerilemeye başlamışken, Fırat üzerinde inşa edilen köprü ile eski önemine kavuşmuştur. Eski mühimme defterleri incelendiğinde görülür ki Fırat üzerinde Birecik'ten Basra'ya kadar nehir taşımacılığı ile ticaret yapılmıştır. Ulaşım küçük nehir gemileri ile yapıldığı gibi kelek de çok kullanılıyordu. Birecik'e kadar nehir yoluyla gelen yükler buradan kervanlarla kara yoluyla büyük kentlere taşınıyordu.
Fırat, Birecik'te biraz genişlediğinden ve gemi yapımı için gerekli olan ağaç, çivi gibi malzemelerin Bîrecik'te temininşn daha kolay olmasından dolayı burada bir gemi yapım tersanesi de kurulmuştu. Tersanenin yapım tarihi tam olarak bilinmese de XVI.Yy,da Birecik'te gemi yapımı gerçekleştiriliyordu. Nehir taşımacılığı hububat naklinde de kullanılıyordu ve Birecik bu zahire nakliyatının başlangıç noktasıydı.
Birinci Haçlı seferi, dört ayrı ordudan oluşmuştu. Bunlardan birisi de Lorainlilerdi. Başlarında da Godffroy ve Baudoion de Bouillon adlı komutanlar bulunuyordu. 1099 Yılında, Bouillon beraberindeki 25.000 kişi ile birlikte 15 Temmuz günü Kudüs'e vararak şehri talan etmiş ve Kudüs Krallığını kurarak kral olmuştu.
Kale
İlçe merkezinde Fırat nehrinin doğu yamacında doğal, sert kalker kayalık tepe üzerine kurulmuştur. Kalenin ilk inşa tarihi hakkında farklı görüşler vardır. Üzerinde inşa edildiği beyaz kalker tepeden dolayı Beyaz Kale (Kal'etül Beyza/Beyda ) denilen yapı 13. yüzyılda inşa edilmiştir. Birecik kalesi Romalılar,(M.Ö.30- M.S.395) Frankl
ar(MS 1098- 1150) ve Memlükler dönemi (1277-1484) olmak üzere üç defa onarım görmüştür.
Birecik Surları
Kenti kuşatan surlar ne yazık ki günümüze bazı burç
kalıntıları ve bir hayli iyi durumda olan iki kapı kalmıştır. Bir duvarda da bir kitabe bulunmaktadır. Surların hangi tarihte yapıldığı bilinmiyor. Kitabe, 1483 tarihli. Bu sırada burada Memlüklü dönemi yaşanıyor. Surlarda dört kapı olduğu biliniyor. Bunlardan Urfa ve Meçan kapıları bu güne gelebilmiş, Bağlar ve Meydan kapıları ise ne yazık ki yok olup gittmişler.
Bağdat Fatihi IV.Murat ve Birecik
Birecik
'in kenarında kurulu olduğu Fırat Nehri eskiden beri tam da burada nehir taşımacılığına elverişli bir hale geliyordu. 1638 Şubatında Bağdat Seferine çıkan IV. Murat güzergahı üzerindeki Nizip'i geçtikten sonra ordusuyla Birecik'e gelir. Cebecibaşı, Bağdat'ın fethide ullanılmak üzere burada beş adet top döktürmüştür. Toplardan ikisi 20'şer kiloluk, üçü de 18'er kiloluk gülleler fırlatacak şekilde dizayn edilmişlerdir. Ayrıca fetihte gerekli olan erzak da buradan, Fırat üzerinden taşınmak için nehrin kenarına getirilmiştir. Birecik'te suyun karşı tarafına geçmek için 40 gemi yan yana dizilerek bir köprü oluşturulur. Erzakların nehir yoluyla taşınması amacıyla da 800 adet nehir gemisi inşa edilmiştir. Karşıya geçişler ve erzakların yüklenmesi sırasında padişah yanına Şeyhülislamı Yahya Efendi'yi alarak bir kayığa biner ve suyun öte tarafına geçip Diyarbakır'a gider.
Kelaynaklar
Artık Birecik'le özdeşleşen, yörede bolluk ve bereketin simgesi olarak da kabul gören Kelaynak Kuşları dünya genelinde sadece burada ve Kuzey Afrika'da bulunuyorlar. Sayıları oldukça az. Kuzey Afrika'da neredeyse yok denilecek kadar azalmış durumdalar. Eski Mısır hiyerogliflerinin de simgesi olan ve Mısır'lılar açısından kutsal sayılan Kelaynaklar, Birsecik'te havalandıklarında gökyüzünü karartacak kadar çokmuşlar. Her Şubat ayında Birecik'e gelişleri baharın müjdesi olarak kabul görürmüş. Geç geldiklerinde Birecik'liler üzülür ve o yazın geç geleceğine hükmederlermiş. 1950'li yılların sonuna doğru Suriye'den gelen çekirge sürüsünü yok etmek için ölçüsüz kullanılan DDT Kelaynaklar için bir ölüm fermanı haline gelmiş. Tarlalardaki zararlı börtü-böcek hatta akrep yiyerek beslenen bu arada da çiftçinin can dostu olan bu kuşlar fazla miktardaki bu zehir sonrasında yüzler, binler halinde ölmüşler. Bu ve buna benzer diğer olumsuz etmenler Kelaynak Kuşlarının sona doğru okunan hikayelerinin başlangıcı o
lmuş.
Bilinen bir diğer isimleri "İbis" olan Kelaynaklar, Latince'de "Geronticus Eremita" olarak geçiyorlar. Her yılın Şubat ayında üremek için ya Birecik'e gelen veya Kuzey Afrika'ya giden bu kuşlar Temmuz ayı geldiğinde de Birecik'ten ayrılıyorlardı. Ortalama olarak 25-30 yıl yaşadıkları tespit edilen Kelaynaklar kışlarını da Kızıldeniz kıyılarında geçiriyorlardı. 1956 Yılına kadar süren bu doğal döngü, binlerce kuş sayısının onlarla ifade edilir hale gelmesinden dolayı denetim altına alınarak gözlemlenmeye başladı. 1977 Yılında, Orman Bakanlığı'nca burada kurulan "Kelaynak Üretme ve Koruma İstasyonu'nda" çalışmalar Doğa Derneği ile birlikte yürütülmektedir. Yörede "keçelaynak" adıyla söylenen Kelaynakların azalmasına sebep olan etkenler, yasak avlanma, tarım ilaçlarının düzensiz ve aşırı kullanılması gibi şeylerdi. Koruma altına alınan ve doğal hayattan kopan Kelaynaklar da bir nevi kümes hayvanına dönüştüler. Doğa Derneği ve Çevre ve Orman Bakanlığı ile ortaklaşa yürütülen bu çalışmalar sonrasında sayıları geçtiğimiz yıllarda biraz daha çoğalan kuşlar artık takılan bir çip sayesinde izlenerek doğaya bırakılmaya başlandılar. 1984 Yılından bu yana her yıl Birecik'te bir "Kelaynak Çevre Festivali" düzenlenmektedir.
Birecik Köprüsü
1952 Yılında inşa edilen Birecik Köprüsü, 1955 yılı sonunda bitirilerek kullanılmaya başlanmış. Fırat'ın iki yakası üzerine kurulan, 10 metre genişliğinde 720 metre uzunluğundaki köprünün iki tarafında da bir metre genişliğinde yaya kaldırımları yapılmış.
Yazı ve Fotoğraflar : Bilsen GÜRER
bgurer@isiltur.com.tr