15 Nisan , 2010
Tarihin Izleri
İstanbul 5.Uluslararası Lale Festivali Emirgan'da Başladı
Bu yıl İstanbul'a yaklaşık olarak 9,5 milyon lale ekildi. Emirgan Korusu'nda başlatılan 5'nci lale festivali, tarihi koruyu renklendirerek İstanbul'luları çekti ama akıllardaki soruların cevabı hala bulunamıyor.
İstanbul 5.Uluslararası Lale Festivali Emirgan'da Başladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen 5. Uluslararası İstanbul Lale Festivali, Nisan ayı başlarında Emirgan Korusu'nda düzenlenen bir törenle başlatıldı. Türk kültürünün de bir parçası olan laleyi İstanbul’lularla buluşturmayı  amaçlayan festival, 2005 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesince başlatılmıştı. "En Güzel Lale İstanbul'da Yetişir' ve 'İstanbul Lalesiyle Buluşuyor” şeklinde değişik sloganlar kullanılmıştı. Bu yıl 5'incisi gerçekleştirilecek festivalin açılışı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın da katılımıyla Emirgan Korusu’nda başlatıldı. Festival süresince Emirgan Korusu, Taksim Meydanı, Hidiv Korusu, Göztepe Gül Bahçesi, Büyük Çamlıca Korusu, Sultanahmet Meydanı ve Gülhane Parkı çeşitli etkinliklere sahne oluyor. Kullanılan lale soğanları, Konya’nın Çumra ilçesi başta olmak üzere İstanbul'un Silivri, Çatalca ve Şile ile Sakarya'nın Pamukova ve Geyve ilçeleri köylüleri tarafından yetiştirildi. Kent genelinde dikilen yaklaşık 9,5 milyon lale İstanbul’lulara 2 milyon 139 bin liraya mal oldu.


Lale


İstanbul'un bir simgesi olarak kabul gören lale, bu kentte soyluluğun en değerli öğesi sayılmıştır. Edebiyat ve güzel sanatların her alanında kullanılmış, bir devre adını vermiştir. Doruk noktasına çıktığı zamanlar XVI.yy ikinci yarısı ile XVIII.yy.ortalarıdır. Mistik anlamda, tanrının birliğini simgeledeği kabul görür. Bir soğandan sadece bir sap ve bir çiçek çıkışı, arapça yazıldığında ebced hesabıyla "Allah" ve "lale" sözcüklerinin aynı sayıyı vermesi her zaman özel bir durum olarak algılanmıştır. Lale ile Arap alfabesindeki "elif" harfi arasında daima bir benzerlik kurulmuştur. Bilindiği gibi Arapça'da "Allah" sözcüğü de "elif" ile başlamaktadır. 


Aslında bir kır çiçeği olan lale önce bir kültür çiçeğine dönüştürülmüş ondan sonra da melezleştirme yöntemiyle yüzlerce çeşidi üretilmiştir. Bunun için uygun toprak ve konum Eyüp ve Kağıthane'de tespit edildiğinden bütün bu çalışmalar da bu yörelerde başlatılıp devam etmiştir. Buralarda yetiştirilen ve  "lale-i rumi" adı verilen kültür lalesinin anavatanı İstanbul'dur. Bu lale, "İstanbul lalesi veya Osmanlı lalesi" olarak da kabul görmüştür. Osmanlı İmparatorluğu zamanında özellikle de lalenin en görkemli dönemlerinde lale yetiştirilen tarlalar Lüleburgaz'a kadar devam etmiştir. Lale yetiştiricileri lalezari, bahçeler lalezar, bu çiçek için yazılan risaleler de lalename olarak isimlendirilmişlerdir.


Emirgan


Boğaziçi'nin Avrupa yakasında, Baltalimanı ile İstinye arasında kalan bir bölge. Adı, buraya yerleşmiş olan İran'lı emir, Emir Güne'den geliyor. 1638 Yılında, IV.Murat Erivan şehrini şavaşmadan bu emirden teslim almış ve emiri lerinden biri olan  ancak daha sonra idama gönderilen Emir Güne, şimdi Şerifler Yalı'sının olduğu yerde leb-i derya bir sarayla ödüllendirilmişti. Emirgüne oğlu tahmasab'ın adı padişah tarafından Yusuf olarak değiştirilip paşalık ünvanı verilmiş ve burada bulunan Feridun Bey bahçeleri ona armağan edilmişti.


Köyün arkasındaki meşhur koruluk süreç içinde devrin padişahları tarafından korunup emek verilerek bülbülleri ve laleleriyle meşhur bir bahçe halini alır. Emirgüne (Emirgan) Köyü'nün arka tarafındaki yamaçta bulunan bu koruluk, Abdülaziz zamanında Mısır Hidivi İsmail Paşa'ya verilir. Paşa koruluğun içine üç adet ahşap köşk ilave ederek etrafındaki bahçeleri düzenler.


İstanbul ve lale festivali


Yaşları 50'nin üstüne çıkmış olan bizim nesil lalenin yabancısı değildi. Çocukluğumuzda bu kentin değişik yerlerinde bir çok lale bahçesi bulunuyordu. Fakat laleler, birden bire hızlı bir şekilde yok olmaya başladılar. İstanbul şehrinin simgesi olan lale behçeleri de erguvan ağaçları da bire birer dikilen apartmanlara kurban edildiler. Ve yeni nesil İstanbul yaşayanları, erguvanla da laleyle de yabancılaştılar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yaklaşık olarak beş yıl önce başlattığı lale çalışmaları bizim nesil tarafından merakla takip edilmeye başlandı. Ama bunu takip etmek yerine sorgulama gereği duyanlar da oldu. Ve bu sorgulama sonucunda lalenin, kente hatırı sayılır ölçüde yüksek bir meblağla geldiği ortaya çıktı. Bu meblağın açıklanmasını isteyenlerin karşısında, kente güzellik kattığını söyleyenler bulunuyordu. Laleyi savunanlar, bunun geçmişimize özgü önemli bir kültür objesi olduğunu da ilave ediyorlar, savunmalarını da bu doğrultuya çekiyorlardı. Zaten Büyükşehir Belediyesinin amacı da buydu.


Fakat, şehre sadece lale ekmenin büyük bir başarı olacağı ne yazık ki doğru değil. Bu gün bir kaç ilçede halkın geçim kaynağını kısa süreli olsa da karşılamış olması onun ekonomik bir ürün haline geldiğini göstermiyor. Sadece İstanbul'a yaklaşık olarak on milyon lale ekiminin bu kente getirdiği parasal külfet ortada. İstanbul'luların şikayet etmeden severek izlemeleri bunu onayladıkları anlamına da gelmiyor olsa gerek. Kentin bu kadar çok problemi varken sadece lale ekmek, onu marka haline getirip ekonomik bir objeye dönüştürmek yerine, 15/20 gün sürecek bir süs objesi olarak kullanmak  tercihinin, İstanbul'luları derin bir düşünceye sevk ettiği kanısındayım. Laleyi markalaştırıp gerçek bir ekonomik değere dönüştüren Hollanda'nn lale satışlarına bakılması yeter. marka değer yaratmak böyle bir şey. Yoksa şehrin her tarafına milyonlarca lale ekmek değil. Bu güzel çiçeği bir günah keçisine dönüştürmeden ona hak ettiği değerin verilmesi gerekiyor. Ama bunun için yöneticilerin bildiklerini okuma yerine, uzmanlara kulak vermesi, bu şehirde yaşayanların sorularına da doğru cevap verme gereğini uymaları. 2005 Yılından bu yana, lale ekimi için  İstanbul'luların cebinden ne kadar para çıktı? Getirisi oldu mu yoksa geçmişimizdeki en derin izlerin sahibi olan lale sadece göz zevkimize mi hitap etti?


Yazı ve Fotoğraflar . Bilsen GÜRER


bgurer@isiltur.com.tr

9 Temmuz , 2010
Ayvalık Saatli Cami - Ayvalık'ın simgesi olmuş bir kaç yapıdan biris...
29 Mart , 2010
Kıztaşı (Markianos Sütunu) - Yaklaşık olarak 1600 yaşındaki bu tarihi anıt,...
22 Mart , 2010
Disk Atan Atlet 4 Nisana kadar İstanbul'da. - İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ndeki ünlü heykel...
25 Şubat , 2010
Altunizade Camisi - Altunizade’de iki caddenin kesişme noktasına v...
10 Şubat , 2010
Bursa Koza Han - 1491 Yılında, II.Bayezid tarafından, İstanbul'...
tüm liste
© Copyright 2004 Milta
Milta.com'un yazılım desteği yedikedi yazılım ve danışmanlık tarafından yapılmaktadır.
Döviz olarak verilen fiyatlar için aşagıdaki günlük kurlar uygulanır.
USD:1,5631 TL
EUR:2,0059 TL