Augustus Tapınağı Ankara

Ulus’ta yüksekçe bir noktada bulunan Augustus Tapınağı, günümüze ulaşan yazıtlarıyla, “yazıtlar kraliçesi” ünvanına sahip olmuştu. Hacı Bayram-ı Veli Camisinin yan duvarıyla bitişen tapınak, Paganizmden Hristiyanlığa farklı inançlarda ibadet edenlerin mekanı olarak günümüzde de Müslümanların büyük abidelerinden birisiyle komşuluk etmektedir.

Ulus’ta Hacıbayram Camii’nin bitişiğinde bulunan Augustus Tapınağı, Kibele ve Men’e tapınılan bir mabed üzerinde inşa edilmişti. Tanrılaştırılmış Roma İmparatoru Augustus’un kült heykeline ev sahipliği yaptı. Sonraki zamanlarda kiliseye dönüştürülerek Hristiyan cemaatine hizmet etti. XV.Yüzyılda, Bayrami tarikatına mensup Hacı Bayram-ı Veli adına inşa edilen külliyenin camisi, tapınak ile duvar duvara yapıldı. Müslümanlar, tanrıya yakarmaya burada devam ediyorlar. Tanrı ve insan ilişkisi farklı dinler ve inançlar üzerinden asırlardır bu noktada devasa ibadethaneler ile yaşamaya devam ediyor.

İmparator Augustus (M.Ö.27 – M.S.14)M.Ö.63 Yılında, Roma’da doğan İmparator Augustus’un asıl adı, Gaius Octavius’dur. M.Ö. 44 Yılında bir suikast sonucu öldürülen Roma İmparatoru Julius Caesar’ın kızkardeşinin oğluydu ve imparatorun yasal varisiydi. M.Ö.43 Yılında, beş yıllığına, Marcus Antonius ve Lepidus ile birlikte Roma’da ikinci Triumvirliğe (Roma’da devlet yönetimini üstlenen üçlü komisyon) seçildiler. Daha sonra Octavianus ile Antonius’un araları açıldı. Octavianus, M.Ö. 30 Yılında, Mısır’daki Ptolemaios Krallığı’nın başında bulunan Kraliçe VII.Kleopatra ve Mısır’a kaçan M.Antonios’u izleyerek Actium Deniz seferinde onları yenilgiye uğrattı ve Roma’nın başındaki tartışmasız tek lider oldu. M.Ö.27 Yılında da, Mısır’dan Roma’yTarihten_Agustus_Tapinagi_2a döndüğünde, senatus tarafından imparator ve onun yanında “kutsal” manasına gelen “Augustus” ünvanları verildi. Augustus ünvanı onunla bütünleşerek, adı oldu. O, bundan sonra, Augustus olarak anılmaya başlandı. Bu başarılı imparator, 70 yaşlarına yaklaştığında, yavaş yavaş devlet işlerinden uzaklaştı. Karısı Livia’nın ilk eşinden olan oğlu Tiberius’u evlatlık edinmiş ve M.S.4 yılında ona 10 yıl süreyle “tribunika potestas” görevi vermişti. Augustus dönemi, Roma için acı ve sıkıntıların az olduğu huzurlu bir dönemdi. Anadolu’da da etkili olmuş, M.Ö.25 Yılında Roma’ya bağladığı Galatia Eyaleti’nin başkentini Ankara olarak belirlemişti. Roma imparatorlarının Anadolu’da birer tanrı gibi kabul görmeleri bu imparator devresinde başlatılmıştır. Onlar adına tapınaklar inşa edilmiş, var olan tanrı ve tanrıça tapınakları da da Roma imparatorlarına ithaf edilmişlerdir.

M.S.14 Yılının 19 Ağustos günü, İmparator Augustus, Capri Adası yakınlarında hastalanarak öldü. 76 yaşındaydı. Cesedi, Roma’ya getirilerek yakıldı ve külleri mausoleuma konuldu. İmparator, ölmeden 16 ay önce, Vesta Rahibelerine dört önemli belge teslim etmişti. Birinci belgede özel istekleri ve vasiyetnamesi vardı. İkincisinde, cenaze töreni hakkında buyruklarını yazmıştı. Üçüncü belgede İmparatorluğun parasal ve askeri bilgileri bulunuyordu. Dördüncü belgede ise (bizim için çok önemlidir) hayatı boyunca yaptığı işleri kaydetmişti. Niçin bizim için önemlidir diyorum, çünkü bu belge bu gün sadece Ankara’da, Augustus Tapınağı’nda bulunmaktadır. Mozelyumuna konulan ve metal plakalar üzerine yazılmış olan orijinal nüsha yok olmuştur. Augustus Tapınağı duvarlarına iki dilde, Hellence ve Latince yaTarihten_Agustus_Tapinagi_3zılı olanı günümüze değin gelmiştir. Yine Pisidia Antiochia’da (Yalvaç) bulunan bir diğer kopyası, Latincedir. Bu yazıt, tapınaktaki yazıtın tam olarak okunabilmesi açısından oldukça faydalı olmuştur. Hellence yazılmış bir başka kopya da Frigya’da, Apollonia’da (Uluborlu) bulunmuştur. Fakat bu nüsha, ne yazıkki tapınaktaki Hellence yazıtın daha iyi okunabilmesi konusunda çok da işe yaramamıştır. “Res Gestae Divi Augisti” yani “Tanrılaşmış Augustus’un Yaptığı İşler”in bu güne değin bulunan üç kopyası da Anadolu topraklarında gün yüzüne çıkartılmış bulunmaktadır. Yalvaç’ta bulunan yazıt, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Ankara ve Galat’larAnkara yöresindeki değişik yerleşimlerin Prehistorik dönemlere kadar gittiği biliniyorsa da, ilk önemli yerleşimlerin Frig çağında gerçekleşmiş olduğu kabul edilmektedir. M.Ö.278 Yılında, Avrupa’dan üç kol halinde Anadolu’ya gelen Kelt’ler, daha sonraları Kızılırmak yayı içinde, Ankara ile Pesinnius (Ballıhisar) yörelerinde yerleştiler ve Galat’lar olarak adlandırıldılar. Küçük Asya’ya gelen Galat’lar; Tolistoboglar, Trokme’ler ve Tektosag’lar namını taşıyan üç kabileden oluşuyordu.

Kibele ve Ay Tanrısı Men
Galat’lar, Hellen ve Romalıların taptıkları tanrılara tapınmanın yanı sıra, Anadolu’daki kendi bölgelerinde (Galatia) ağırlıklı olarak Kibele ve Men’i kutsamışlardı. Men, bir erkek tanrıydı. Onlar için Men, insan talihinin, yaşanılan olayların, yerin ve göğün tanrısıydı. Canlıları ve ölüleri yargılardı. O, yüce bir varlıktı.

Tanrıların anası Kibele, Pessinus’taki ünlü kutsal mabedin kült tanrıçasıydı. Ana tanrıçanın şekilsiz, taştan yapılmış kült heykelinin (Baitylos) gökten indiğine inanılıyordu. M.Ö.204 Yılında, Roma Senatosu Pesinus’a elçi gönderek, Kibele’nin bu kült heykelini Roma’ya götürtmüş ve Palatin tepesinde yapılan bir tapınağa koydurmuştu. Galatia’nın başkentindeki (Ankara) Augustus Mabedi, önceleri tapındıkları tanrılara ayrılmıştı. İcra ettikleri dini törenleri uyguladıkları bu tapınak, daha sonraları İmparator kültü için kullanıldı. Bu mabeddeki Avgustus kültü, özel olarak Avgustus mabedinin baş rahibi ile diğer rahipler tarafından, İmparatorun doğum günleri ile diğer resmi günlerde yapılıyordu. Mabedde, her beş yılda bir, büyük şenlikler düzenleniyordu. Bu esnada görkemli ziyafetler veriliyor hatta halka hububat dağıtılıyor, özel müsabakalar ve gladyatör gösterileri sergileniyordu.

Augustus Tapınağı ve “Tanrılaşmış Augustus’un Yaptığı İşler” yazıtları
Tapınağın iki ayrı yerinde iki ayrı dilde (Hellence ve Latince) bulunan yazıtlar, korunarak günümüze değin gelmişlerdir. Hellence yazıt, tapınak naosunun (kült heykelin bulunduğu esas oda veya Hellence’de tapınak) güneybatı tarafında, dış yüzündedir. Latince olanı ise, pronaosun (Hellen tapınağında kült heykelin bulunduğu esas odanın önündeki giriş bölümü) iki duvarının iç yüzlerinde yer almaktadır.

Tapınak M.S.25 ile 20 yılları arasında, daha önce burada bulunan KibeleAgustus Tapınağı ve Men kutsal yapısının bulunduğu yere inşa edilmiştir. Tapınak (cella) girişinde, dört sütun bulunur. Burası pronoas olarak adlandırılır. Giriş güzel ve orantılı, yüksekçe bir kapı ile verilmiştir. Penceresiz tapınağın (cella) aydınlatılması da bu yüksek kapı ile sağlanmıştır. Dar yüzlerde 8, geniş yanlardaki 15 ion sütunundan oluşan peristatis (tapınağı çevreleyen sütun dizisi) M.S.2.yüzyılda (muhtemelen 150 yıllarında) ilave edilmiştir..Yapı, basamaklarla çıkılan 36X54.82 m.’lik bir podyum üzerine oturtulmuştur. Tapınağın kitabesinden, Avgustus ve Roma’ya ithaf edilen tapınağın İmparator Tiberyus zamanında yapılmış olduğu anlaşılıyor. Avgustus rahiplerinin burada sadece bir yıl görev yaptığı biliniyor. Mabed duvarındaki bir kitabede rahip isimleri belirtilirken, Livia Avgusta ismi de geçiyor. İmparator Avgustus’un M.S.14 yılında öldüğü biliniyor. Halbuki imparatoriçenin Avgusta ünvanını kullanması imparatorun vasiyetnamesi gereği gerçekleştirilmişti. Yine bu kitabede Albiyoriks adındaki rahibin, mabede Livia Avgusta ile Kayserin heykelini diktirmiş olduğu da belirtiliyor.

Hacı Bayram-ı Veli Camisi
Augustus Tapınağı`nın bitişiğinde yer alan cami, 1427-1428 yıllarında Hacı Bayram Veli tarafından yaptırılmıştır. Doğu duvarı Augustus Tapınağı’na, güney duvarı Hacı Bayram Türbesi’ne dayanır. Selçuklu mimarisi stilinde inşa edilmiş olan cami Mimar Sinan tarafından onarılmıştır. Uzunlamasına dikdörtgen planlı, taş kaideli, tuğla duvarlı, kiremit çatılı bir yapıdır. Türbenin güneydoğu duvarında yükselen iki şerefeli minaresi kare planlı, taş kaideli ve silindirik tuğla gövdelidir. Alt pencereler dışta sivri kemerli nişlerle kuşatılmıştır. Üst pencereler sivri tuğla kemerlidir. Ahşap mihrabı 17. yüzyıl sonunda ünlü Nakkaş Mustafa tarafından işlenmiş olan cami daha sonra Kütahya çinileri ile süslenmiştir. Sanat değeri yönünden ilgi çekici olan bu cami halen Ankara`nın en önemli camilerinden birisidir.

Yazı ve Fotoğraflar : Bilsen GÜRER
bgurer@isiltur.com.tr

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz