Talas

Eski Çağlarda Mazaka olarak isimlendirilen ve Pers Kral Yolu ile İpek Yolu güzergahında bulunan Kayseri’nin bir ilçesi olup, Eski Talas ve Yeni Talas olarak adlandırılmaktadır. Yeni Talas, modern binaların olduğu geniş bir yerleşme merkezidir. Bu yazıda anlatılmak istenilen asıl konu Eski Talas’tır.

Talas, engebeli bir arazide kuruludur.  Yeni Talas’ın bulunduğu alan bu arazinin ova kısmındadır. Eski Talas,  ovadan kayalık bir kitle ile ayrılan yüksek kesimde, Ali Dağı’nın eteğindedir. 2000 Metre yüksekliğindeki Ali Dağı, Erciyes Dağı’nın püskürtmesi sonucu oluşmuş volkanik bir dağdır.

Talas’ın kuruluş tarihi tam olarak bilinmese de, Talas’a bir km.’lik  mesafede bulunan Derevenk’teki mağaralarda  görülen resim ve yazılar, bölge yerleşimini  Hristiyanlık dönemine tarihlendirmektedir.  Fakat daha sonraki dönemlerde buraya gelen Türkler, Rum ve Ermenilerle bir arada yaşamaya başlamışlardır. Önceleri Kayseri’de yaşamakta olan Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından klimatik etkisinden dolayı yazlık olarak kullanılmış, bağlı bahçeli bir hale getirilerek uzun süre kalınabilecek şekilde yapılarla donatılmıştır. 19.Yy’lın ikinci yarısında çıkartılan kanunlarla etnik azınlıklara Müslümanlarla eşit şartlarda yapı yapma müsaadesi verildiğinde, zengin Rum ve Ermeniler tarafından mükemmel konutlarla yeniden yapılandırılmıştır.  Türkler ve özellikle de azınlıklar,  XIX.yüzyılda burasını önemli bir ticari merkez haline getirmişler, ticaret ve zenaat alanında Kayseri ile rekabet edebilir bir pozisyon yaratmışlardır.

Talas kelime olarak “temiz ve güzel havası olan kırlar, bol ağaçlı, dinlenmeye elverişli yeşil alanlar” anlamında kullanılmıştır. Kayseri’nin bağ alanı, sıcak zamanlarda gidilip dinlenilen bir sayfiye yeri olarak kullanılmıştır. Geleneksel  kent mimarisi ve taş işçiliğinin en iyi şekilde sergilendiği, dar sokaklara çok iyi konuşlandırılmış iki üç katlı konutlarla sağlanmıştır.

Eski Talas, Talas Caddesi ile ikiye ayrılır. Turkiye_Kayseri_1Yamacın alt tarafında yer alan Han Mahallesi, daha mütavazi konutlardan oluşmuştur. Yamacın eteğindeki  doğal oluşumlar, mağaralar, falezler ve  kemerlerle doku zenginleşmekte, burada konumlandırılmış cami,  siluette mükemmel bir görünüm sağlamaktadır.

Talas’ın zengin mimari dokusu caddenin kuzeyinde bulunan Kiçikapı Mahallesi’ndedir. Buradaki yapılar yamacın doğal yapısı ile bütünleştirilmiş böylelikle daha görkemli bir görünüm sağlanmıştır.

Tarihi Eserler :

Talas Amerikan Koleji : Önemli bir yapı grubu olup,Yukarı Talas’tadır. Amerikalı misyonerlerce, XIX.yy’da, kız ve erkekler için açılmış olan iki ayrı kolejdir. Cumhuriyetten sonra Türk öğrenciler de bu okula gitmişlerdir. Kız okulunda bir de sağlık ünitesi açılmış ve bölge buradan faydalandırılmıştır. 1968 Yılında okullar kapatılınca, kız okulu bir mğdde tdaha hastahane olarak kullanılmış, daha sonra Erciyes Üniversitesi Sosya ltesisleri haline getirilmiştir. Erkek bölümü de Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından kullanılmaktadır.

Talas Yeni Cami (Rum Kilisesi ): Tablakaya Mahallesi’nde, hakim bir noktada yer alır. Rumların bölgeden ayrılmalarından sonra camiye çevrilmiştir.

Han Camii : 1899 Yılında, II.Abdülhamid döneminde, Mesihat Müsteşarı Derviş Efendi tarafından eski bir mescidi n yerine yapılmıştır. Bu camiyi yapan usta, aynı zamanda Hunat Hatun Camisi’ne kubbe ve minare eklemiş ve Zeynelabidin Türbesi’ni de inşa etmiştir.

Ali  Saip Paşa Camii ve Çeşmesi : Gürcü asıllı olan Ali Saip Paşa, 1875 yılında, II.Abdülhamid devrinde Serasker olarak hizmet vermiş ve öldüğünde, Çemberlitaş’ta,  II.Mahmud Türbesi’nin hemen yanındaki hazireye gömülmüştür. Şahane bir lahit içinde ebedi uykusuna yatan paşa, Talas’ın önemli şahsiyetlerinden olup, adına bir cadde, cami ve çeşme ve konak bulunmaktadır. Ayrıca Eski Talas girişinde de annesi Esma Hanım’ın görkemli kabri ve yine annesinin adına yaptırmış olduğu bir çeşmesi mevcuddur.

Kiçiköy Mahallesindeki Ali Saib Paşa Cami ve çeşmesi, kendi adıyla bilinen sokağın girişindedir.  1888 tarihlidir.  Camiye üçgen alınlığında Osmanlı Devleti arması bulunan kapıdan girilmektedir. Harim kısmına son cemaat bölümünde bulunan kapıdan geçilmektedir. Yine bu kapı üzerinde ta’lik hattıyla yazılmış 12 satırlık kitabesi bulunmaktadır. Cami, dikdörtgen planlıdır. Merkezinde sekiz pencereli, sekizgen kasnak üzerinde kubbesi yer almaktadır. Kubbeyi dört yuvarlak kemer taşımaktadır. Harim kısmı, sivri kemerlerle ayrılmış olan üç sahından oluşmaktadır. Orta sahın yan sahınlardan daha geniş tutulmuştur. Ön ve arka duvarlarında ikişer, yan duvarlarda ise üçer dikdörtgen biçimli penceresi bulunmaktadır.

Aynı isimle anılan çeşme, camiinin avlu duvarına bitişiktir. Günümüzde kullanılmayan çeşme Ali Saip Paşa tarafından H.1304/M.1886 tarihinde inşa ettirilmiştir. Çeşmenin ayna taşı ve kitabesi mermerdendir. Kitabe, sülüs hattıyla yazılmış 6 bölümden oluşmaktadır. Çeşmenin cephesi, yanlarda boydan boya sütunçelerle sınırlandırılmıştır.

Ali  Saip Paşa Konağı : Kiçiköy Mahallesi,  Gölbaşı Meydanındadır.  Kesme taştan iki katlı olarak inşa edilmiş büyük ve önemli bir konuttur.  Doğu cephesi meydana, güney cephesi yola bakmaktadır. Evin güney cephesinde yer alan çıkmaları taş konsollar üzerine oturmaktadır. Avludan geçilerek girilen üst kattaki girişi yarım daire kemerli revakla çevrilmiştir. Yapının en üst katında cihannüma bulunmaktadır. Avluya açılan doğu kapısı üzerinde kitabesi bulunmaktadır.

Esma Hanım Çeşmesi : Caddenin  aşağı meydan ile sonlandığı alandadır.  Çeşme nişi içerisinde yeralan kitabesine göre çeşmenin Ali Saib Paşa tarafından annesi Esma Hatun için H.1305/ M.1887 tarihinde yaptırılmıştır. Ayna taşı ve kitabesi mermer olan çeşmenin diğer kısımlarında kaba yonu ve kesme taşlar kullanılmıştır. Kitabesi sülüs hattıyla yazılmış 6 bölümden oluşmaktadır. Çeşmede ayna taşı etrafında yer alan bitkisel motiflerden başka süsleme unsuru bulunmamaktadır.

Esman Hanım Türbesi : Talas Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Cemil Baba Mezarlığının batı köşesinde bulunmaktadır.1890 yılında Ali Saib Paşanın annesi Esma Hanım adına yapılmıştır. Tamamen kesme taştan inşa edilmiştir. Sekizgen planlı bir türbe olup üzeri soğanvari bir kubbeyle örtülüdür. Sekiz kemer gözünün her birinde yuvarlak formda pencereler yer alır. Yuvarlak formlu pencerelerin altında taş şebekeli dikdörtgen formda pencereler bulunmaktadır. Barok tarzında bezenmiştir.

Turkiye_Kayseri_Yaman_Dede_CamiiYaman Dede Camii & Çeşme & Çarşı : Tablakaya Mahallesi’ndedir. Metropolit İonnis  tarafından, 1886 yılında Sultan Abdülhamit döneminde yaptırılmış bir kilisedir. Mübadele sonrasında camiye çevrilmiştir. Orijinalinde Kilise olan yapı, haçvari(Transept) plan şemasında inşa edilmiştir. Narteks bölümü üç kemerle oluşturulmuştur. Narteks (giriş) bölümündeki kemerlerin üzeri tonoz biçiminde örtülmüştür. Naos (Harim) bölümünde merkezi bir mekân oluşturulmuştur. Haçvari plan şemasındaki kilise dört ayağın taşıdığı merkezi kubbeyle örtülüdür. Güney yönünde mihrap ve minber eklenerek yapı camiye çevrilmiştir. İlk inşasında Panaya Kilisesi olarak bilinen yapı, Camiye çevrildikten sonra (H.1321/M.1924) Yeni Zafer Cami Şerifi olarak anılmış ve son olarak yapılan restorasyonu sonrasında Yaman Dede Cami adı verilmiştir.

Yaman Dede Caminin teras kısmının altında tol biçiminde düzenlenmiş dükkânlar mevcuttur. Restorasyonu sonrasında işlevsel hale gelen dükkânlar günümüzde çay bahçesi olarak hizmet vermektedir.

Yaman Dede Kültür ve Sanat Evi : Tablakaya Mahallesi,  Muammer Bey Caddesindedir. Bir  19.yy eseri olan Kürtüncü Konağı, bodrum, zemin ve birinci kat olmak üzere üç katlı ve iç sofalı plan tipinde bahçeli olarak, taş malzemeden yığma yapı olarak inşa edilmiştir. Konak farklı malzemelere bağlı olarak uygulanmış yoğun süslemeleriyle dikkat çeken bir yapıdır. Yapı genel özellikleriyle geleneksel Türk evlerinin özelliklerini taşımasının yanı sıra, süsleme özellikleriyle ve mimarisindeki detaylarla yabancı özelliklerini de yansıtmaktadır.

Andonike Kilisesi :   Endürlük Mahallesi’ndedir. 1835 tarihli yapının orijinal kitabesi Karamanlıca yazılmıştır. Tamamen kesme taş kullanılmış olup, doğu-batı doğrultusunda kurulmuş olan  kilise,  bazilikal planlıdır. Apsise dik üç nefli olup, yapının etrafı yüksek bir avlu duvarı ile çevrilmiştir. Çan kulesi avlunun batı tarafındadır.  çan kulesi yer almaktadır. Fresklerinde dökülmeler görülen kilisenin üçgen alınlıkları ve üçlü açıklık düzenlemeleri dikkat çekicidir.

Tol Kilisesi : Kiçiköy Mahallemizde Ali Saib Paşa Sokağı üzerinde olup, kayaya oyularak inşa edilmiştir. Giriş kısmı sivri kemerli açıklıklarla oluşturulmuştur. İç kısım sivri kemerli bir dehliz biçimindedir. Dört bölümden oluşmaktadır. Mekânlar arası geçiş kemerli kapılarla sağlanmaktadır. Girişin sağlandığı ilk bölümden merdivenle naos (Harim) bölümünün izlenebildiği mahfile çıkılır. Diğer geçiş kapıları naosla bağlantı sağlamaktadır. Apsis yönünde mimari doku yonu taşı ile oluşturulmuştur. Templon duvarı ve bema ögeleri günümüze ulaşamamıştır.

Jandarma Konak : Kiçiköy Mahallesi,  Ali Saip Paşa Caddesinin aşağı meydan ile sonlandığı alanda, Kiçiköy Aşağı Caminin arkasındadır. Bir 19.yy yapı özelliklerine sahip Talas geleneksel sivil mimarlık örneği yeserlerinin en önemlilerindendir. Düz bir arazi üzerinde yığma yapı tekniğiyle düzgün yontu taşından inşa edilmiştir. Köftenler, zemin kat ve üst kat olmak üzere 3 katlıdır. Yapı yoldan bahçe duvarıyla ayrılmaktadır. Jandarma arazisi içerisinde kalan yapının etrafında da bütünlük oluşturduğu bir yapı olmadığından müstakil bir vaziyettedir.

Stefana Rum Kilisesi ve İplik Fabrikası : Reşadiye Mahallesi’nde, Fabrika çıkmazındadır. Doğu – batı doğrultusunda uzanan kilise, üç nefli olup bazilikal plânlıdır. Kırmızıya yakın kesme taştan inşa edilmiştir. Orta nef diğerlerinden daha geniş tutulmuştur ve dörder sütunla bu neflerden ayrılmıştır. Doğu cephesinde bulunması gereken eksedra (yarım kubbe) formlu olduğu anlaşılan apsis ve pastaforium mekânları tamamen yıkılmıştır. Orta nef tonozunun köşelerinde İncil yazarlarının sıva üzerine fresko olarak yapılmış betimlemeleri görülmektedir. Tonozun güneydoğu Turkiye_Kayseri_2köşesindeki betimlemede kartal tasviriyle birlikte işlenmiş İncil yazarı Yahya seçilebilmektedir. Diğer İncil yazarları simgeleriyle birlikte günümüze ulaşamamıştır. Kilisenin güneyindeki nişlerden birinin doğu yüzüne Hagios Kristoforos betimlemesi işlenmişken, güney duvarda sadece baş kısmı seçilebilen İsa tasviri yer almaktadır. Yapının kesin inşa tarihi bilinmemektedir.

İplik Fabrikası : Reşadiye Mahallesi, fabrika çıkmazında bulunmaktadır. Caddeye bakan bir tepe üzerinde inşa edilmiştir. Hacı Ahmet İSTANBULLUOĞLU, Mustafa KÜÇÜKDEVECİ ve Seyit Ali KÜÇÜKDEVECİ tarafından üç ortaklı olarak kurulan Reşadiye Bez Fabrikası uzun yıllar Amerikan bezi üretimi yapmış; daha sonra modernize edilmiş ve bez üretimi terk edilerek iplik üretimine geçilmiştir. Ortakların ölümü üzerine varisler işi yürütemeyince faaliyeti tamamıyla durdurularak 2000 yılı başında tüm makine aksamı hurda olarak varisler tarafından satılmıştır. Günümüzde metruk durumdadır.

Gölbaşı Meydan Sarnıcı : Kiçiköy Mahallemizde, Atatürk bulvarı, Kazımpaşa Caddesi ve Ali Saip Caddelerinin kesiştiği Gölbaşı Meydanının batısında yer almaktadır. Sarnıç oldukça geniş bir alana sahiptir. Aktif olarak kullanıldığı dönemlerde Kİçiköy mahallesinin 1 yıllık içme suyu ihtiyacını karşılamakta olup Han Camiinden şamandıra bağlantısı bulunmaktadır. Duvarları horasan harcıyla sıvalıdır. Bu özelliğiyle tüf kayaç olan duvarları su sızdırmaz ve nemden etkilenmemektedir. Sarnıç içerisinde oldukça geniş geçiş ve dolaşım alanından ayrı olarak girinti yapan oda biçiminde unsurlar bulunmaktadır.

Yer Altı Şehri :  Yer altı şehrine Ali Saip Paşa Caddesindeki tarihi evlerin köftenlerinden geçilerek ulaşılabilmektedir. Kayaç yapısı tüftür. Kuzeydoğu-Kuzeybatı yönünde uzanan bir hat üzerinde meydana getirilmiştir. İçerisinde şırahane, kuyular, odacıklar geçiş ve bağlantı tünelleri bulunmaktadır. Müze denetiminde devam eden temizlik çalışmalarında önemli bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Yeraltı şehri içerisindeki çeşitli yerlerden Ali Saip Paşa Caddesi üzerindeki bazı evlerle bağlantılar bulunmaktadır.

Kiçiköy Mahallesi Meydan Çeşmesi : Kiçiköy Mahallemizde Ali Saib Paşa Sokağı girişinde yer almaktadır. Daha önce bulunduğu yerde bağımsız bir meydan çeşmesi iken 1968 yılında günümüzde bulunan yerine taşınmıştır. Çeşme kitabesine göre h.1305/M.1888 tarihinde Ali Saip Paşa tarafından babası adına inşa ettirilmiştir. Çeşmenin ayna taşı, kitabesi ve yalağı mermerden olup, diğer bölümleri kesme taş kullanılmıştır. Çeşmenin cephesi yanlarda öne doğru çıkıntı yapan plastırlarla sınırlanırken, üst kısım üçgen alınlıkla sonlanmaktadır. Çeşmenin barok tarzdaki süsleme unsurları cepheyi oldukça hareketlendirmiştir. İki bölümden oluşan çeşmenin dikdörtgen formdaki alt kısmında aynalığı, üst kısımda yer alan üçgen alınlığında ise sülüs hattıyla yazılmış 6 bölümden oluşan kitabesi bulunmaktadır. Kitabenin alt kısmında piramidal dişler ve dentikül motifleriyle 5 kademeden meydana getirilmiş silme kuşağı çeşmenin cephesini ikiye ayırmaktadır. Mermer ayna taşı küçük bir çeşmeye benzetilmiştir. Meydan çeşmesi hareketli düz cephesiyle Kayseri çeşmeleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Kitabesinden öğrendiğimize göre, Ali Saib Paşa’nın babası çeşme yapılmadan önce Mevla’nın rahmetine sığınmış yani vefat etmiş.

Kız Mektebi : Kiçiköy Mahallemizde Ali Saip Paşa Caddesinin aşağı meydan ile sonlandığı alanda, Kiçiköy Aşağı Caminin arkasında yer almaktadır. Günümüzde oldukça harap durumda olan yapı esaslı onarıma ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple Talas Belediyesi tarafından restorasyon projeleri kapsamına alınmıştır. Yapı 19.yy özelliklerine sahip Talas geleneksel sivil mimarlık örneği yapılarının en önemlilerindendir. Düz bir arazi üzerinde yığma yapı tekniğiyle düzgün yonu taşından inşa edilmiştir. Köftenler, zemin kat ve üst kat olmak üzere 3 katlıdır. Yapı yoldan bahçe duvarıyla ayrılmaktadır. Jandarma arazisi içerisinde kalan yapının etrafında da bütünlük oluşturduğu bir yapı olmadığından müstakil bir vaziyettedir.

Kervansaray :  Kayseri-Malatya arasındaki ipek yolu üzerinde yer almaktadır.  Duvarları ve üst örtüsü tamamen tahrip olmuş, sadece  temel kalıntıları kalmıştır. Dikdötrgen bir alanı kaplayan yapı,  açık ve kapalı olmak üzere iki bölümden meydana gelen hanlar grubunda değerlendirilmektedir.  Karatay han ile aynı yol güzergâhında bulunmaktadır. Bu sebeple 13.yüzyıl Selçuklu dönemine tarihlendirilmektedir.

Su Kemerleri  ve Köprü : Kuru Köprü Mahallesi girişindedir. Eskiden giriş yolu üzerindeyken günümüzde, yol farklı bir yerden geçirilmiştir. Dere üzerinde kuruludur. Köprü kemeri biçiminde çok sayıda göz vardır. Büyük oranda tahrip olmasına rağmen su nakledilen kanalları belirgindir. Yaklaşık 100 m uzunluğunda bir kısmı günümüze gelebilmiştir.

Eski Belediye Binası :Tablakaya Mahallesi  meydanında olup iki  katlıdır. Alt katlar ilk olarak belediyenin çalışma odaları olarak kullanılmış. Daha sonra salon kısmı ile nikah memurluğu olarak kullanılmıştır.Belediyenin taşınmasından sonra askerlik şubesi olarak kullanılmış,bu dönemde alt katlarda askerlik şubesinin odaları olarak kullanılmış.Askeriyenin de taşınmasıyla birlikte yeniden belediye tarafından kullanılmaya başlanmış ve üniversite gençlik merkezi olarak işlevlendirilmiştir. Üst katlar ise yapılan tadilatlar sonrasında günümüzde plan-proje müdürlüğünün çalışma ofisi olarak kullanılmaktadır.

General Trikopis Evi :  Yunan işgal kuvvetleri komutanı General Trikopis, 2 Eylül 1922’de esir düştükten sonra Uşak’ta Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna çıkarılmış, Atatürk tarafından büyük bir saygıyla karşılanmış ve …….Daha sonra  arkadaşlarıyla birlikte Ankara’ya oradan da Talas garnizonuna gönderilmişlerdir.  Talas’ta saygılı bir muamele  görmüştür. Burada kaldığı 10 aylık süre içerisinde Han Mahallesi’nde,  Erhan Caddesi üzerinde yer alan iki katlı evde özel doktorlarıyla birlikte misafir edilmiştir. General Trikopis Lozan Anlaşmasının imzalanmasının ardından Yunanistan’a gönderilmiştir.

Yunan esirlerini ziyaret etmek amacıyla 27 Aralık 1921’de ülkemize gelen Doktor Roerich, İstanbul’da gayet iyi karşılanmıştı. Heyet, bu teftiş ziyaretinde, Anadolu’da Mersin, Kayseri, Ankara-İnebolu yolunu takip edecekti. 14 Ocak’ta Mersin’e gelen heyet, önce Kayseri’ye gelmiş ve burada Talas esir garnizonunu ziyaret etmişti. Talas’ta ki esir kampında kalan Yunan savaş esirlerinin durumunu oldukça iyi bulan Doktor Roerich, esirlerin kamplarda hiçbir yapmadan tutulmaları yerine, yollarda ve tarlalarda çalıştırılmalarını tavsiye etmişti1.

Talas’taki esir kampında  3 General, biri tabip 12 Miralay, 4 Kaim-makam, biri tabip 12 Binbaşı, keza biri tabip 20 Yüzbaşı, 34 Mülâzım-ı evvel, 69 Mülâzım-ı sânî, 193 Zâbit vekili bulunmaktadır. Toplam olarak 25299 Yunanl ıesir alınmış olup, bunlardan 3’ü general, 381’i subay, 14385’ asker diğerleri sivildir . Yabancı müfetişlerce düzenlenen raporlarda, esirlerin Talas’ın  en güzel ve büyük kargir binalarında ikamet ettikleri, genellikle   6-7’ sinin aynı odada yerleşmiş oldukları ve herbirine  birer karyola verilmiş olduğu belirtilmiştir. Haftada iki defa silahlı bir asker nezaretinde dışarıya çıkabilmektedirler. Sıhhatleri mükemmeldir. Sarî hastalık yoktur. Hastalarını tedavi için her şeyin mevcut olduğu heyet-i sıhhiye reisleri olan iki Yunan heyetinin beyanâtından anladık. Turkiye_Kayseri_4Ehemmiyetsiz hastalıklar için kendilerine bir hastahane verilmiştir. Vahim hastalıklar için de Kayseri hastahanesine nakl-i derpiş edilmektedir.

Yevm-i ziyaretimizde sarılıktan hal ü nekahete dahil olmuş bir zâbit ile romatizmadan muztarib diğer bir zâbite tesadüf ettik.

Üserâ tarafından hiçbir şikayete dest-res olamadık. Bilakis, cümlesi Mevkîi Kumandanı Miralay Arif Bey Efendiden ve Karargah Kumandanı Kaim-makam Hüseyin Bey ile maiyetinden bir lisan-ı şükran ve sitayişle bahsettiler. Sanat ve vazifesi orada kalmasını müstelzim olmayan esir miralay tabibin terhis ve serbestisi için teşebbüsât-ı müessirede bulunduk.

Karaman Bayırı : Karaman Bayırı Erhan Caddesi üzerinden başlayarak Han Camii’ne kadar meyilli bir şekilde uzanan taş döşeli yol güzergâhıdır. Bu güzergâh ve çevresi 19.yüzyılda Talas’ın önemli ticari alanlarından birisidir. Pek çok meslek koluna ait küçük atölye ve dükkânların bulunduğu bir alandır. Bunlar içerisinde saraç, semerci, nalbant, demirci, kuyumcu gibi imalat ve satış yapan 19. Yüzyıl kayıtlarına göre yaklaşık 200’ün üzerinde dükkânın yer aldığı bir alandır. Bu dönemlerde bu bölgenin ticari öneminden kaynaklandığı şekilde alan esvak-i sultani diye anılmıştır.Bilindiği üzre, Talas 1398 yılında Osmanlılara bağlanır ancak 1402 yılında, Ankara Savaşı sonrasında Kayseri ile birlikte Talas da Karamanoğullarının eline geçer. Fatih Sultan mehmed tarafından da yine kayseri ile birlikte kesin olarak Osmanlı topraklarına katılır.

Okutan  Konağı : Yapı 19.yüzyıla tarihlendirilmektedir. Bodrum, zemin ve birinci kat olmak üzere üç katlıdır. Giriş cephesi üç kemerli açıklık şeklinde düzenlenerek cephesi hareketlendirilmiştir. Orta sofalı plan tipinde inşa edilmiştir. Uzunca bir dönem atıl vaziyette kalan yapı kamulaştırılıp, Talas Belediyesi mülkiyetine alınarak restore edilmiştir. 2009 yılında restorasyonu tamamlandıktan sonra hizmete açılan yapı kültür evi olarak işlevlendirilmiştir.

Okutan Konağı, Talas’ın tarihi dokusunda önemli bir yere sahip olan geleneksel sivil mimarlık örneği yapılarımızın en önemlilerindendir. Bu yönüyle Okutan Konağı Talas’ta sivil mimarlık örneği geleneksel konutlarımızın odağında yer alan bir yapıdır. Özellikle restorasyonu tamamlanarak hizmete açılan konak, bu bölgede yapılmakta olan ve yapılacak pek çok restorasyon çalışmasına öncü bir örnek olması sebebiyle de önemlidir. Okutan Konağı, Talas’ın kültürünü, mimarisini ve bulunduğu yeriyle de sosyal yaşantısını tanıtabilecek imkânlar sunmaktadır.

Talas’ta yer alan pek çok sivil mimarlık örneği yapı 19.yy karakteristik özelliklerini yansıtır. Okutan Konağı da bu yönüyle süslemeleri ve mimarisindeki detaylarla 19.yy özelliklerini yansıtan bir yapıdır. Yapının en önemli ayırt edici özelliği plan şemasıdır. Talas’ta geleneksel yapılarda yoğun olarak iç sofalı plan tipi tercih edilmiştir. Ancak okutan konağı orta sofalı tipte inşa edilmiştir. Ayrıca sütunlarla hareketlendirilmiş barok tarzı yansıtan merdivenleri ile giriş düzenlemesi de Okutan Konağının en önemli ayırt edici özelliklerindendir.

Harman Camii ve Çeşmesi : Yapı, Harman mahallesinde yer almaktadır. İnşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1860 yılında Abdülmecid döneminde tamir ettirildiği bilinmektedir. Kuzey-güney yönünde dikdörtgen planda kesme taştan inşa edilmiştir. Harim, son cemaat yeri ve avlu bölümleriyle caminin hemen yanında yer alan çeşmeden oluşur. Son cemaat bölümü üç gözlüdür. Daha önce üç kubbe ile örtülü iken, vakıfların yaptığı son restorasyonda üzeri düz bir çatı haline getirilmiştir. Harim kısmında merkezi kubbenin kasnağında değişik peygamberlerin isimleri bulunmaktadır. Bunun sebebi caminin tamiri sırasında kayseri’de bulunan değişik dinlere mensup kimselerin yardımda bulunmalarıdır. Harim bölününün giriş kapısı üzerindeki mor zemin üzerine altın sarısında ikişer mısradan beş kıta ile yazılmış olan kitabedeki tuğra da Sultan Abdülmecid’e aittir.  Caminin avlusunda bulunan çeşme son cemaat yerine bitişiktir. Dikdörgen prizmal gövdeli olup, kitabe ,ayna taşı, yalağı ve sütunlarında mermer, diğer kısımlarda kesme taş kullanılmıştır. Kitabesinde kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı belirtilmemiştir bir  20.yy. eseri olduğu sanılmaktadır. Kitabede; Tek baki olan Allah’tır/ Maşallah/ Sene yazılmış olup, sene kısmında rakkam belirtilmemiştir.

Rüştüye Mektebi  : Harman Meydanının simge yapılarından bir tanesidir.1869 yılında Sultan Abdülaziz Han’ın emriyle ve Talas halkının katkılarıyla inşa edilmiştir. Yapı tamamen düzgün kesme taştan yapılmıştır. Kare planlı olup, düz damlıdır. Bodrum ve zemin kattan oluşmaktadır. Girişi kuzey yönünden olup bir antreye açılmaktadır. Antrenin doğu, batı ve güney taraflarında odalar yer almaktadır.1999-2000 yıllarında restore edilmiştir. Restore edildikten sonra kütüphane olarak hizmete açılmıştır.

Hava Sporları Merkezi : İlçemiz Reşadiye Mahallesinde yer almaktadır. Erciyes Belediyesi hizmet binası olarak da kullanılan bina, Talas Belediyesi tarafından Hava sporları merkezi olarak işlevlendirilmiştir. Talas Belediyesinin faaliyetlerini yürüttüğü model uçak, yelken kanat ve yamaç paraşütü organizasyonlarında ilçeye  gelen yerli yabancı misafirlerin konaklaması için kullanılmaktadır.

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz