Hacı Abdullah

Yemek kültürümüzü tanımak ayrı bir özellik, bu yemekleri doğru ve güzel yapılan yerlerde yemek ise ayrıcalıktır. Ramazan ayının en keyifli anlarıdır, akşam ezanı ile birlikte mükellef sofralara oturmak. Binbir zahmetle masalar hazırlanır, fırından sıcak pideler alınır, önce sıcak çorba, ardından salata gibi hafif yiyecekler,sonrasında ise ana yemekler ve yemeğiniz tamamlayan tatlılar ile midemiz bayram eder. Ancak ramazan ayında uzmanların önerilerini unutmamak gerekiyor. Bütün gün boş kalan mideye birden yüklenmek çok yanlış. Önce sıcak bir çorba içip, ardından yavaş yavaş ana yemeklere geçmek en sağlıklı yöntem. Eğer sizde ramazan ayında iftar sofralarınızı güzel bir mekanda Osmanlı yemekleri ile süslemek istiyorsanız, Beyoğlu’nda enfes bir restoran var : Hacı Abdullah.

Sadece Ramazan ayında değil, her zaman gidilebilecek özel bir yer. Zaten bir kere yemeklerinin tadına baktığınızda vazgeçmeniz zor olacaktır. Her zaman olduğu gibi mekan tavsiyelerinde ilk olarak bulunduğumuz yerin iç dekorasyonundan bahsedeceğiz. Bir restoranın yemekleri kadar, iç mimarisi masa düzeni de bulunduğunuz yerden keyif almanızı sağlayan önemli bir ayrıntıdır. Hacı Abdullah’a ilk girişte, mekanın aldığı ödüller, ünlü gazetelerde çıkan yazıları karşılayacaktır sizi. Ardından bir iki adım sonra mekanın en çok ilgi gören, yiyeceklerin sergilendiği yer alıyor. Burada çok güzel kavanozlarda turşular, köy balları, yine köylerden gelen meyve sebzeler satılıyor. Hiç turşu sevmeyen bir insanın bile, bu iştah acıcı turşu kavanozlarından bir tane alıp eve götürmek istemesi işten bile değil. Vitrin kısmını geçtikten sonra sıra gelir mekanın hoş ve büyüleyici yeri olan birinci katına. Hacı Abdullah, tam anlamıyla Osmanlı kültürünü buram buram yaşamanız için biçilmiş kaftandır. Mekanın mimari özellikleri de Osmanlı zamanlarına dayanmaktadır. Kullanılan lale figürleri, karanfil işlemeler ve duvarlar bile Osmanlı Saraylarında kullanılan kök boyası ile boyanmıştır. Osmanlı zamanlarının yemek adabını anlatan minyatürler ve duvarları süsleyen Osmanlı tabloları ile mekan enfes bir bütünlük kazanıyor.

Yemeklerine hayran kaldığım mekanların bence en büyük özelliği hijyen kurallarına uymalarıdır. Hacı Abdullah hijyen konusunda gördüğüm en temiz yerlerden bir tanesi. Özellikle bu gibi mekanlarda lavaboya gitme gibi bir alışkanlığım vardır. Bu bana bir mekanın hijyen konusunda ne kadar özenli davrandıklarının bir ispatıdır adeta. Ve Hacı Abdullah’ın lavaboları modern dizaynı ve bir o kadarda temizliği ile tam not aldı. Bu kadar mekandan bahsettik. Sıra geldi yemeklerini anlatmaya.

Nereden başlayacağım ve nasıl anlatacağım açıkçası bilemiyorum. Mönüyü elimize alalım anlatmak için elbet buluruz bir yol. Bir mekanda mönüye, sadece yiyeceğiniz yemekleri seçmek için bakılmaz diye düşünürüm. Restoranların mönülerinin hoş dizaynı, bana göre, ince detaylara önem veren işletme imajı verir. Ve işte Hacı Abdullah mönü konusunda da tam notu almıştı. Mönünün altında yazan ince bir detay ise yemeklerin lezzetinin sırrını anlatıyordu adeta. Yemeklerde hakiki eritilmiş Urfa tereyağı, Edremit zeytinyağı ve mısırözü yağı kullanılmaktadır. Mekanın dekoruydu, mönünün dizaynıydı, hijyendi derken yemekleri anlatmaya geçemedik bir türlü. Bu mekanda tahmin ettiğiniz gibi Osmanlı yemeklerinden seçme lezzetler sizi karşılayacak.

Çorbalar; Hacı Adullah Mengen Çorba, Domates Ezogelin ve sayamadığımız daha bir çok çorba çeşidi. Zeytinyağlı sebzeler; Enginar Patlıcan Tava Yoğurtlu Şakşuka ve daha bir çok çeşit. Et yemekleri; Kuzu Elbasan Tava, Kuzu Güveç Manisa Kebabı Hacı Abdullah Mantar Soslu Piliç ve ağzınıza layık bir çok çeşit masanızı süsleyecektir. Bütün yemekler birbirinden lezzetli, ancak burada aşçılar bir beğendi yapıyorlar. Parça parça etler ağzınızda dağılırken beğendiyi, beğendi yapan közde patlıcandan yapılan enfes sosuna ekmeğinizi banıp yememek için zor tutuyorsunuz kendinizi. Ekmekten bahsetmişken çok hoş bir ayrıntıyı anlatmadan geçemeyeceğim. Genellikle restoranlarda ekmek istediğinizde masanıza beyaz ekmek gelir. Ama burada öyle değil. Ekmek sepetinde, kepekli ekmekten, mısır ekmeğine kadar bir çok ekmek çeşidini bir arada bulabilirsiniz. Tabii benim tercihim mısır ekmeği oldu. Her zaman, her yerde bulmak kolay değil. Ana yemeğin dışında Hacı Abdullah’ın turşuları da çok meşhurdur. Turşu denildiği zaman akla klasik salatalık turşusu gelir değil mi? Ama burada böyle olmuyor. Bir turşu tabağı geliyor masanıza. “Yemede yanında yat” dedirtecek çeşitte. Lahana, havuç, erik hepsi birbirinden lezzetli.

Yemeğin en sonunda ise sizi enfes bir tatlı ziyafeti bekliyor Ramazan ayının tatlısı olan güllaç, Hacı Abdullah’ın bu günlerdeki en favori yiyeceği arasında yer alıyor. Güllacın ne kadar yerini tutmasa da, bol kaymaklı ayva tatlısı da parmaklarınızı yedirtecek lezzette. Tatlı demişken ufak ama lezzetli bir ayrıntı olan kompostoları da unutmamak gerekiyor. Armut, ayva, nar şeftali, ahududu, karadut, kızılcık, ağaç çileği hepsi birbirinden farklı lezzette… Sizde iftar sofranızı enfes bir mekanda enfes yemeklerle süslemek isterseniz Hacı Abdullah Lokantası’na davetlisiniz. Ancak Ramazan ayında rezervasyon yaptırmanız gerektiğini unutmayın.

Tel: 0 212 293 85 61 / 293 08 51 Adres: Ağa Camii Yanı Sakızağacı Caddesi, no:17 Beyoğlu/İstanbul

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz