Sapanca Menzara Restaurant

Menzara Restaurant, sahip olduğu seyir imkanı ve sunduğu taamların yanı sıra, bulunduğu köyün güzelliğiyle de gönlünüzde taht kuracak. Bir de küçük bir tarihi camisi var ki bu köyün, görmeyenler yazık etmişlerdir dedirten cinsten, hemen gitmenizi tavsiye ederim.

Sapanca Gölü kıyısındaki bir tepe noktada bulunan Mahmudiye Köyü, Batum kökenli bir paşanın akrabalarından oluşmuş. Doksan üç harbi olarak adlandırılan Osmanlı – Rus harbi sırasında, Batum’lu Fehmi Paşa, orada bulunan akraba ve hemşehrilerini getirterek buraya yerleştirir.

Batum’lu ailelerin yerleştiği bu köye, paşa bir de sevimli bri cami yaptırtır. Fehmi Paşa adıyla anılan bu camiyi görmeye gittiğimde, bu küçük, sessiz bir o kadar da korunmuş bir doğaya sahip olan köy çok hoşuma gitmişti. Aradan bri kaç sene geçtikten sonra, geçtiğimiz aylarda tekrar bu küçük camiyi görmeye gittim. Aslında cami ile birlikte çok beğendiğim köyü de görmek, biraz da köy içinde vakit geçirmek istiyordum.

Cami, büyük depremde hasar görmüştü. İlk gidişim depremden 3-4 sene sonraydı. Deprem hasarının telafi edileceği, caminin iyi bir restorasyondan geçirileceği söyleniytordu. Ama üzülerek gördüm ki, camiye hiç el değmemiş. Köyün içinde gezmek için bakınıyodum. O arada ilgimi çeken bir tabelanın peşinden gitmeye karar verdim.. Bulunduğum yer epeyce yüksek hoş bir panoromik konumdu. Ama tabelada “Menzara Restaurant – Cafe” yazısını görünce, daha yukarıda, daha güzel bir manzarayla karşılaşabileceğimi anladım.

Sapanca MenzaraMahmudiye Köyü, İstanbul’un diğer köylerinin aksine ço ksessiz ve sakin. Mesela, bir kaç yaşlı köylünün oturduğu bir köy kahvesi yok. Yüksek duvarların ardına saklanmış villalar burada da var, ama çok fazla kullandıkları büyük beton hacimleriyle diğer köylerdeki kadar itici değiller. Arada sırada orijinal köy evleriyle de karşılaşılıyor.Bu evler, doğanın yeşili ile kuşatılıp, gözlerden saklanır bir hale gelmişler.

Camiden çıktıktan sonra, arabayla epeyce dönerek yükseldik ve nihayet “Menzara’ya” ulaştık. Anlayacağınız gibi bu güzel manzaralı yer ismini bulunduğu konumdan almış ama dikkat çekmek için bir harf değişikliğini yeğlemiş.

Menzara, 3200 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuş. Taş ve akşap yapımı iki ayrı binadan oluşuyor. Çok büyük bir alanı açık olarak kullanılıyor. Burada, kuş sesleri bir birine karışmış. Manzarayı, yukarıda bahsettiğim tarihi Fehmi Paşa Camisi’nin minaresi daha da güzelleştirilmiş. Sapanca Gölü kuş bakışı seyrediliyor, arada da yeşiln her tonu, gözler önüne serilmekte.

Menzara’nın işletmecisi İsmail Cem Ekşi, çok genç ve istekli. Avrupa’da tahsilini tamamladıktan sonra yurda dönüp burada işe başlamış. Cem Bey’in Menzara ile ilgili olarak söyleyecekleri var. Buyrun Cem Beyi dinleyelim

Günümüzde hastalıklar neden bu kadar çoğaldı dersiniz? Adını bile duymadığımız yeni hastalıklarla karşılaşıyoruz. Stresli ve sinir küpü insanlar nedendir sizce? Tüm bunların büyük bölümü yiyip içtiklerimizden kaynaklanıyor. Günümüzde yediğimiz besinlerin bir çoğu sağlıksız ve bu sağlıksız besinler hastalıklara neden oluyor.

Son yıllarda ortaya çıkan, bir kez ürün verip bir daha ürün alınamayan tohumlar ile yetişen meyva ve sebzeler hayatımızı tehdit ediyor. Pekçok değerli bilim adamımız yıllardır bu konuda çalışmalar yapıyor. Fakat devlet politikası haline gelen bu kısır tohumlar ne yazık ki sağlıksız beslenmemize neden oluyor. Bu konuda aslında yapabileceğimiz fazla bir şey yok çünki, marketten, pazardan satın aldığımız meyva ve sebzeler genellikle bu tohumlarla üretilmişler.İste bu yüzden bizim restoranımızda misafirlerimize, organik gıdalarla yapılmış birbirinden leziz yemeklerle hizmet ediyoruz.

Yani anlayacağınız, bu güzel manzaranın yanı sıra burada bir de organik besinlerleSapanca Menzara besleniyorsunuz. Neler yiyebileceğinizi merak ediyorsanız onu da Cem Bey şöyle sıralıyor;

35 çeşit, Rize, Trabzon, Erzurum, Erzincan, Tokat ve Bursa’dan getirdigimiz tamamen dogal yağ, bal, peynir, zeytin ve ev yapımı acıka, ezmeler, reçel ve pekmezlerden oluşan kahvaltı hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra diğer öğünler için Trabzon’dan gelen köfte ve pirzola ile Karadeniz pideleri var. Yine, Karadeniz mutfağından kuymak, lahana sarma, turşu kavurma, hamsili pilav, hamsi kuşu, sezonluk balık çeşitlerimiz, kiremitte alabalık hazırlıyoruz. Cumartesi ve Pazar güveç yapıyoruz.. Tandır günü olarak da yine Pazar günlerini seçtik.

Küçük, sevimli bir köyde, tarihi bir camiyi gezdikten sonra, güzel bir manzara eşliğinde organik besinlerle keyif yapmayı düşünürseniz, Menzara (eğer İstanbul’da yaşıyorsanız) bir, bir buçuk saatlik bir mesafede sizi bekliyor. Lezzetli yemekler, güzel bir göl ve orman seyri ve geveze kuşlarla birlikte geçirilecek bir gün, mutlaka vücudunuza da bir dinginlik katacaktır, ruhunuza da.

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz