Sedir Ortaköy

Bir yer düşleyin, arkadaşlarınızla saatlerce oturup hasret giderebileceğiniz okul anılarınızdan tutunda, gelecek planlarınıza, iş hayatınıza kadar paylaşabileceğiniz. Bir yer düşleyin, sevdiğinizle karşınızda İstanbul’ un ışıklarını seyrederken romantik anlar yaşayacağınız. Bir yer düşleyin, fonda çalan caz müziği eşliğinde özlediklerinizi düşleyebileceğiniz. Bir yer düşünün, çatı katında yoga kurslarına katılabileceğiniz, iş toplantıları düzenleyebileceğiniz, doğum günü partileri verebileceğiniz. Bir yer düşleyin, herkesten her şeyden uzaklaşabileceğiniz… Bir yer düşleyin, nezih kalabalığından keyif alabileceğiniz… Bir yer düşleyin, Sarayburnu’na kadar uzanan bir görüntü eşliğinde yanı başınızda Esma Sultan Yalısı ve Ortaköy Cami’si… Bir yer düşleyin 1900’lü yıllarda ev olarak kullanılmış şimdilerde ise orjinal dokusu bozulmadan dekore edilmiş, büyük aynalar, geçmişi hatırlatan eşyalar, yaşanmışlıklarla dolu olan tahta travertenlerine tutunarak üst katlarını gezdiğiniz… Bir yer düşleyin, içinde bulunan resimlerle bakarken hayallere daldığınız, tavanlarını incelerken eski zamanlarda bu mekanın içinde “kim bilir neler yaşandı” diyebileceğiniz… Bu düşlerinizin arasında kaybolurken eski bir piyanodan gelen ses sizi, kendine doğru çekecek. Piyanonun üzerinde ki dergilerin arasında, gözünüze çarpacak olan 1978 basımı Ekonomi Gazetesi’nin kitap halini çevrilmiş eski sayfalarındaki reklamları, eskimiş ya da hala eskimeyen haberleri okurken gülümseyeceksiniz… Ve bir yer düşünün bu anlattıklarımın hepsini bir arada yaşayabileceğiniz.

Bir labirent misali

Bahsettiğim yer uzaklarda değil, İstanbul’un en keyifli semtlerinden bir tanesi olan Ortaköy’de ! Mekan, Ortaköy Cami’sinin karşısında, sahildeki çay bahçelerinden sonra hemen köşede… Ortaköy müdavimleri Sedir’le 2003 yılında tanıştı, ancak çok kısa bir zaman içinde Ortaköy’ün gözde mekanları arasında yer almayı başardı. Genellikle fesleğen ağırlıklı yemekleri olsun, bir fincan okkalı kahve içme keyfi olsun ve içinde yaşayacağınız güzel anlar olsun her şeyiyle tam Ortaköy’e yakışır cinsten bir mekan.

Mekan 4 katlı bir yer. Yaz aylarında dışarıya atılan masalarda oturmak mı? Sofa adı verilen girişte ağaç dalları arasında olmak mı? 2. katında kırmızı koltuklarda keyif yapmak mı? Sedirlere rahat rahat kurulmak mı? Yoksa çatı katında İstanbul’u seyre dalmak mı? İnsan karar veremiyor doğrusu!

Kararınız; bahçe ya da teras olursa, çevreden geçen insanları izlemek, denizin üzerinde süzülen gemileri seyretmekten size apayrı bir keyif verecektir. İç mekanı tercih edersenizde, enfes yemekleriniz geldiğinde bile bir anda masadan kalkıp bir resme ya da duvara çizilmiş olan bir şekle takılıp kalabilirsiniz, tam hesabı ödemiş kalkarken, tahta merdivenler üst kata çağırır sizi, adeta kulağınıza bir şeyler fısıldamak ister gibi… bu fısıltıların arkasından giderken, son bir kararla “hadi üst katta da bir kahve içelim” dersiniz, tam buradan da kalkacakken, bu seferde 2. katta bulunan enfes İstanbul manzarası çeker, sizi kendine… Saatlerin yetmeyeceği, içinden çıkmak istemeyeceğiniz bir labirent misali “dön oraya dön buraya”… ancak her köşesinde ayrı bir keyif bulacağınız, her köşesinde ayrı bir haz alacağınız bir mekan.

Aslında Sedir için mekan tanımlaması ne kadar doğru bilinmez, burası için kullanılacak en doğru kelime “keyifli bir yer” olabilir ya da “kendine çeken bir yer” ya da “rahat bir yer” ya da ” hoş bir yer”… bu mekanın tarifi böyle kelimelerle uzayıp gidecek. En iyisi burayı kendiniz keşfedin adını da siz koyun, bakalım burayı yaşadıktan sonra siz tarif etmek için nasıl bir kelime bulacaksınız.

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapabilirsiniz